HÜDA PAR'LI ÇAĞLAYAN: "ORTAK GELECEĞİ MALAZGİRT RUHUYLA İNŞA ETMELİYİZ"
HÜDA PAR Muş İl Başkanı Mehmet Şirin Çağlayan, partisinin "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" tarafından hazırlanan rapora ilişkin yaptığı açıklamada, Kürt meselesinin hak ve adalet temelinde ele alınması gerektiğini belirterek, Türkler ve Kürtlerin bin yıllık birlikteliğini ifade eden Malazgirt ruhunun ortak geleceğin inşasında esas alınması çağrısında bulundu.
HÜDA PAR Muş İl Başkanı Mehmet Şirin Çağlayan, partisinin "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" tarafından hazırlanan ve Kürt meselesine dair tespitler ile çözüm önerileri içeren raporun ana başlıklarını kamuoyuyla paylaştı. Çağlayan, raporda Türkler ve Kürtler arasındaki bin yıllık ortak yaşamın sembolü olan Malazgirt ruhunun, ortak geleceğin inşasında temel referans olarak ele alındığını vurguladı.
Raporda Türkiye'nin önünde iç içe geçmiş iki ayrı meselenin bulunduğuna dikkat çekildiğini ifade eden Çağlayan, bunlardan birincisinin silahlı yapılar ve çatışma ortamı, ikincisinin ise hak ve adalet eksenli Kürt meselesi olduğunu söyledi. Çağlayan, raporda bu iki konunun birbirinden ayrılması gerektiğinin özellikle vurgulandığını belirterek, "PKK silah bıraksa da bırakmasa da, örgüt kendini feshetse de etmese de Kürt halkının gasp edilen haklarının iade edilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Dil ve kimlik önündeki anayasal ve yasal engellerin kaldırılması bir lütuf değil, bir adalet meselesidir" dedi.
Silah bırakma süreci hukuki güvenceye alınmalı
Raporda silah bırakma süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmelere de yer verildiğini kaydeden Çağlayan, yalnızca kendi iradesiyle fesih kararı alan yapıların değil, uzun süredir şiddete başvurmayan ya da fiilen eylem kabiliyetini yitirmiş yapıların da hukuki düzenlemelerin kapsamına alınması gerektiğinin ifade edildiğini aktardı. Çağlayan, "Bu süreçlerin keyfî değil, hukuki güvenceye kavuşturulmuş, şeffaf ve kapsayıcı düzenlemelerle yürütülmesi gerektiği raporda açıkça belirtilmektedir" diye konuştu.
Kürt meselesi bir asayiş sorunu değildir
Raporda Kürt meselesinin terör ve şiddet parantezine hapsedilmesinin doğru teşhis ve kalıcı çözüm üretmenin önünde ciddi bir engel olduğuna dikkat çekildiğini belirten Çağlayan, meselenin tarihsel kökleri olan bir hak ve adalet sorunu olduğunun altının çizildiğini söyledi. Çağlayan, "Geçmişte Kürt meselesi ile PKK sorununun aynılaştırılması, örgütün kendisini Kürt halkının temsilcisi gibi sunmasına zemin hazırlamıştır. Bu yanlış yaklaşımın terk edilmesi gerektiği raporda net bir şekilde ortaya konulmuştur" ifadelerini kullandı.
Referans model: Malazgirt ruhu
HÜDA PAR'ın çözüm yaklaşımında tarihsel ve toplumsal ortaklıkların önemli bir yer tuttuğunu belirten Çağlayan, raporda referans model olarak "Malazgirt Ruhu"nun benimsendiğini dile getirdi. Çağlayan, "Türkler ve Kürtler bin yılı aşkın süredir İslam kardeşliği temelinde ortak bir kader bilinciyle bu topraklarda birlikte yaşamıştır. Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Millî Mücadele'den bugüne uzanan bu ortak tarih, geleceğin de birlikte inşa edilebileceğini göstermektedir. Önümüzdeki yüzyılı inşa edecek olan ruh, yine bu kardeşlik ruhudur" dedi.
Yeni anayasa vurgusu
Raporda, darbe ürünü olan 1982 Anayasası'nın yerine vesayetçi, tek tipçi ve ötekileştirici unsurlardan arındırılmış yeni bir anayasa hazırlanması gerektiğinin ifade edildiğini aktaran Çağlayan, bu anayasanın halkın inanç değerleriyle uyumlu, adalet ve eşit vatandaşlık temelinde olması gerektiğini söyledi. Anayasanın 66. maddesindeki vatandaşlığı etnik bir kökene bağlayan ifadeden vazgeçilmesi gerektiğini belirten Çağlayan, Türkler ve Kürtlerin bu ülkenin asli kurucu halkları olarak kabul edilmesinin önemine dikkat çekti.
Anadilde eğitim ve ifade özgürlüğü
Raporda Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesine yönelik net öneriler bulunduğunu dile getiren Çağlayan, Anayasa'nın 42. maddesindeki "Türkçeden başka hiçbir dil ana dil olarak okutulamaz" hükmünün değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Çağlayan, devletin Türkçenin yanında vatandaşların anadillerini öğrenmelerini ve bu dilde eğitim almalarını güvence altına alacak düzenlemeler yapmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Ayrıca ifade özgürlüğünü sınırlayan muğlak hükümlerin netleştirilmesi gerektiğini belirten Çağlayan, şiddet ve terör dışındaki siyasi ve kültürel taleplerin güvence altına alınmasının önemini vurguladı.
Geçmişle yüzleşme ve toplumsal onarım
Çağlayan, raporda geçmişte yaşanan zulüm ve ayrımcılıklarla yüzleşilmesine özel bir yer ayrıldığını belirtti. Şeyh Said başta olmak üzere halkın saygı duyduğu Kürt alimlerine yönelik uygulamaların resmen kabul edilmesi ve devlet adına özür dilenmesi gerektiğinin ifade edildiğini aktaran Çağlayan, Said-i Nursi, Şeyh Said ve Seyyid Rıza'nın mezar yerlerinin açıklanmasının da önemli bir toplumsal onarım adımı olacağını söyledi. Faili meçhul cinayetler ve kayıplar konusunun da raporda ayrıntılı şekilde ele alındığını belirten Çağlayan, bu dosyaların ciddiyetle soruşturulması gerektiğini vurguladı.
Eğitim, ekonomi ve yerel yönetimler
Raporda okul kitaplarındaki dışlayıcı ve gerçeğe aykırı resmî ideoloji anlatılarının terk edilmesi gerektiğini ifade eden Çağlayan, Türkler ve Kürtlerin ortak tarihinin sahih bir biçimde yeni nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Bölgenin ekonomik olarak desteklenmesi, yatırımların artırılması ve pozitif ayrımcılık uygulanması gerektiğini belirten Çağlayan, katı merkeziyetçi yapının sona erdirilmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kayyım uygulamalarına son verilmesinin de çözümün önemli başlıkları arasında yer aldığını söyledi.
Bölgesel ve kültürel bağlar güçlendirilmeli
Son olarak raporda, bölgenin manevi dinamikleri olan medreselerin iyileştirilmesi ve verdikleri icazetlere resmî statü tanınması gerektiğinin ifade edildiğini aktaran Çağlayan, Sykes-Picot sınırlarının sembolik hale getirilerek komşu ülkelerdeki akrabalarla beşerî, ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine yönelik kolaylıklar sağlanmasının da öneriler arasında yer aldığını belirtti.
HÜDA PAR Muş İl Başkanı Mehmet Şirin Çağlayan, raporun amacının toplumsal barışı güçlendirmek, adalet temelinde kalıcı bir çözüm zemini oluşturmak ve Türkler ile Kürtlerin ortak geleceğini kardeşlik hukuku içinde yeniden inşa etmek olduğunu sözlerine ekledi.