Tarih: 09.02.2019 13:39

KOÇYİĞİT, MECLİSE ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERDİ

Facebook Twitter Linked-in

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, araştırma önergesi ile birlikte verdiği dilekçede şu ifadelere yer verdi; ?Adli Tıp Kurumu, bilirkişilik hizmetini adil, bilimsel ve objektif kriterlere uygun olarak yerine getirmemekte ve toplum nezdinde güvenirliğini kaybetmektedir. Adli Tıp kurumunun bilimsel veriler doğrultusunda yeniden yapılandırılarak özerk ve bağımsız bir nitelik kazandırılması, etkinliği, verimliliği ve güvenilirliği için uluslararası kriterlerin temel alınması, meslek örgütlerinin katılımına ve katkılarına açık olması, sorun alanlarının tüm boyutlarıyla araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Anayasa´nın 98´inci İç Tüzüğün 104´üncü ve 105´inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim? ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne verdiği araştırma önergesinde şu ifadelere yer verdi; ?Adli Tıp Kurumu, bilirkişilik görevini yerine getirmek amacıyla 1982 yılında 2659 sayılı yasa ile yeniden düzenlenmiş olup, Adalet Bakanlığına bağlı bir kurumdur. Adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulan bir kurumun amacı, ceza ve hukuk davalarında görüş istenen konularda bilimsel ve teknik bilgi vermek, yargı sisteminin sağlıklı ve adil işlemesine yardımcı olmaktır. Ancak kurum bu görevini yerine getirmemekte siyasi müdahale ve yönlendirmeler doğrultusunda görüş bildirmektedir. Özellikle hasta tutuklu ve hükümlüler için verdiği raporlar ağır yaşam ve sağlık hakkı ihalelerine neden olmaktadır. ATK, cezaevi koşullarında durumları iyice ağırlaşan hasta mahpuslara ya rapor vermemekte ya da kanser gibi tedavisi ev ortamında bile mümkün olmayan hastalıkların cezaevi koşullarında tedavi edilebileceğine yönelik raporlar düzenlemektedir. ATK´nin objektif ve nesnel olmayan kötü uygulamaları ve ihlalleri nedeni ile infazı geri bırakılmayan ağır hasta mahpuslar cezaevlerinde yaşamlarını yitirmektedir.

Bu ihlalin en son örneği; 85 yaşında ağır hasta mahpus Sise Bingöl hakkında vermiş olduğu olumsuz rapordur. Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevinde tutulmaya devam edilen Sise Bingöl, daha önce Muş Devlet Hastanesi, Malatya Devlet hastanesi ve en son 2 Kasım 2018 tarihinde Mersin Araştırma hastanesinde sağlığının cezaevinde kalmaya elverişli olmadığı ve Bingöl´ün %97 oranında vücut fonksiyonunu kaybettiğine ilişkin rapor yazmıştır. Söz konusu rapor ATK´ye gönderilmiş olup; burada 7 Ocak 2018´de yapılan muayenesinde Bingöl´e ?Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun kapsamında hayatını yalnız idame ettirebileceği? yönünde rapor verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Tıp Kurumu´nun raporunu esas alarak Sisê Bingöl´ü tahliye etmemiştir. Benzer bir uygulama 2017 yılında diyaliz hastası olan ve cezaevinde kalmasının hayati tehlike oluşturacağı yönünde tam teşekküllü devlet hastanelerinin verdiği raporlara rağmen ATK Celal Şeker için de ?Cezaevinde kalabilir? raporu vermiştir. Ağır hasta mahpus Celal Şeker %96 engelli raporuna rağmen tahliye edilmemiş ve 3 Şubat 2018 tarihinde tutulduğu Diyarbakır D Tipi Cezaevi´nde yaşamını yitirmiştir. Celal Şeker gibi Mustafa Elelçi, Gurbet Mete, Hasan Kert, Beşir Özer, Recep Çelik, İsmet Ablak ve Resul Güner de cezaevinde yaşamını yitiren hasta mahpuslardır.

ATK aynı zamanda eşitlik ilkesine aykırı olarak çifte standartlı raporlar vermektedir. Bir taraftan siyasi davalardan tutuklu ve hükümlü ağır hasta mahpuslar için olumsuz rapor düzenlerken diğer taraftan Susurluk, Ergenekon ve adli davaların sanıklarına olumlu raporlar vermiştir. Örneğin; Susurluk ve Ergenekon sanığı İbrahim Şahin hakkında 2003 yılında ATK 3. İhtisas Kurulu ´post kontüzyonel demans´" tanısı koymuş ve tahliyesinin önünü açmıştır. Yine, ATK adli suçtan dolayı cezaevinde olan iş adamı ve siyasetçi Cavit Çağlar´a ?panik atak? tanısı ile rapor düzenlemiş ve Çağlar, 6 Şubat 2002 tarihinde tahliye edilmiştir. ATK´nin bu çifte uygulamaları nedeniyle hakkaniyet prensipleri doğrultusunda karar vermediği, taraflı ve bilimsellikten uzak siyasi saiklerle görüş bildirdiği anlaşılmaktır. Açıklamış olduğumuz hususlar doğrultusunda Adli Tıp Kurumu, bilirkişilik hizmetini adil, bilimsel ve objektif kriterlere uygun olarak yerine getirmemekte ve toplum nezdinde güvenirliğini kaybetmektedir. Adli Tıp kurumunun bilimsel veriler doğrultusunda yeniden yapılandırılarak özerk ve bağımsız bir nitelik kazandırılması, etkinliği, verimliliği ve güvenilirliği için uluslararası kriterlerin temel alınması, meslek örgütlerinin katılımına ve katkılarına açık olması, sorun alanlarının tüm boyutlarıyla araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla meclisin ivedilikle harekete geçerek bir araştırma komisyonu kurması büyük bir zaruriyet arz etmektedir? dedi.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —