SYDV ÇALIŞANLARINDAN EŞ ZAMANLI GREV
Muş'ta Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanları, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine iş bırakarak greve çıktı. Ülke genelinde eş zamanlı yapılan eylemlerle işçiler, hak ettikleri ücret zamlarını talep ediyor.
Türkiye genelinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında (SYDV) görev yapan çalışanlar, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine iş bırakma eylemi başlattı.
Türk-İş'e bağlı Koop-İş Sendikası'nın aldığı karar doğrultusunda 81 ilde eş zamanlı olarak greve gidildi. Muş'ta da SYDV çalışanları, kurum binasına "Bu iş yerinde grev vardır" pankartı asarak sürece katıldı.
Ülke genelinde 1003 vakıfta grev kararı
Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yaşanan tıkanmanın ardından, Koop-İş Sendikası 22 Ağustos 2025 tarihinde aldığı karar ile ülke genelinde grev kararı aldı. Karar doğrultusunda 1003 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında çalışan işçiler iş bıraktı. Yaklaşık 10 bin SYDV çalışanını ilgilendiren süreçte, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kamu işçileri için belirlenen zam oranı yerine memur maaşlarına uygulanan artışı teklif etmesi krizi derinleştirdi.
Türk-İş ile hükümet arasında imzalanan Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'nün 600 bin kamu işçisini kapsamasına rağmen, SYDV çalışanlarının bu kapsam dışında bırakılması tepkilere neden oldu.
"Vakıf emekçileri üvey evlat görülüyor"
Muş'ta greve katılan işçiler adına konuşan Koop-İş Sendikası Muş İl Sözcüsü Sezer Aslan, toplu sözleşme sürecinde yaşanan ayrımcılığa dikkat çekti. Aslan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, kendisine bağlı vakıflarda görev yapan çalışanlara kamu çerçeve protokolü ile sağlanan ücret zamlarını uygulamamakta ısrar ettiğini belirterek şunları dile getirdi: "Konfederasyonumuz Türk-İş ile hükümet arasında 1 Ocak 2025 tarihinden geçerli olan Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü 02.08.2025 tarihinde imzalandı. Bu protokolle birlikte 600 bin kamu işçisi hak ettiği ücret zamlarını aldı. Ancak ne yazık ki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında görev yapan emekçilere farklı bir yaklaşım sergiliyor. 30 binin üzerindeki Aile Bakanlığı işçisi kamu protokolünden yararlanırken, bizlere sadece memurlara verilen yüzde 11 + yüzde 7 oranı teklif ediliyor."
"Emeğimizin ve fedakârlığımızın karşılığını istiyoruz"
Aslan, SYDV çalışanlarının sadece ücret artışı için değil, yıllardır görmezden gelinen emeklerinin karşılığı için mücadele ettiğini vurguladı. Grev kararının meşru ve haklı bir adım olduğunu ifade eden Aslan, şu sözleri kullandı: "Bizler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında görev yapan emekçileriz. Depremde ilk sahaya çıkan, pandemide vatandaşını evinden önce gören, kısıtlı bütçelerle milyonların derdine derman olmaya çalışan neferleriz. 24 saat esasına göre çalışan, hafta sonunu bile evine ayıramayan bir topluluğuz. Ama bugün geldiğimiz noktada, bizim derdimizi dinleyen kimse yok. Kamu çerçeve protokolünde bizler yokmuşuz gibi davranılıyor. Oysa bu sözleşme işletme toplu iş sözleşmesidir ve 1003 vakfı ilgilendirmektedir. Bizleri üvey evlat görmek kabul edilemez."
"Bu grev bir çığlıktır, bir hatırlatmadır"
Koop-İş Sendikası Muş İl Sözcüsü Sezer Aslan, önceki dönemlerde kabul edilen protokol oranlarının bu kez uygulanmamasına tepki göstererek, bunun SYDV çalışanlarına yönelik bir haksızlık olduğunu söyledi. Aslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bizlere kamu çerçeve protokolündeki zam oranları bile çok görülüyor. Oysa önceki iki sözleşme döneminde bu oranlar hiç tereddüt edilmeden kabul edilmişti. Soruyoruz… Şimdi ne değişti? Ne acıdır ki, bu ülkenin dört bir yanında görev yapan 600 bin kamu işçisi ve Aile Bakanlığı bünyesindeki 30 binin üzerindeki işçi kamu çerçeve protokolüyle hak ettikleri zam oranlarını alırken, bizlere üvey evlat muamelesi reva görülüyor. Toplu sözleşme masasında biz yokmuşuz gibi davranılıyor. Oysa bu sözleşme işletme toplu iş sözleşmesidir ve Türkiye genelinde 1003 vakıf çalışanını ilgilendirmektedir. Biz bu görevi sadece ücret için yapmadık, yapmıyoruz. Ama bu, hakkımız olanı istemeyeceğimiz anlamına gelmez. Bizler, yoksulun umudu, afetzedenin dayanağı, sistemin sessiz kahramanlarıyız. Bugün, hak ettiğimiz ücretleri alamadığımız için greve gidiyoruz. Çünkü bizler; geçinemiyoruz, değer görmüyoruz, yok sayılıyoruz. Ve buradan sesleniyoruz: Bizi yok sayan hiçbir sözleşme ve protokol geçerli değildir. Bizi hesaba katmayan hiçbir yönetim bu veballe ayakta duramaz! Bu grev bir çığlıktır. Bu grev bir hatırlatmadır. Biz varız! Biz güçlüyüz! Biz biriz! Biz Koop-İş Sendikası çatısı altında örgütlü, bilinçli ve kararlıyız. Emeğimizin hakkını alıncaya dek, bir adım geri atmak yok! Zafer, direnen emekçinin olacak. Bu grev bir çığlıktır. Bu grev bir hatırlatmadır. Biz varız, biz güçlüyüz, biz biriz! Biz Koop-İş Sendikası çatısı altında örgütlü, bilinçli ve kararlıyız. Emeğimizin hakkını alıncaya dek, bir adım geri atmayacağız. Zafer, direnen emekçinin olacaktır."