ELÂZIĞ’A BAKANLIK YARAŞIR
Elâzığ Şehrimize, “Bakanlık!” derken,
“Elâzığ’dan Ankara’ya bir bakan yüz olarak anlıyorum!”
Rahmetli Ahmet Tevfik Ozan başta olmak üzere birçok kalem erbabı arkadaşımızın sıklıkla kullandıkları, “Sahipsiz Şehir!” ister istemez halkımızın hafızasında yer aldı!
Bu aziz ve mualla şehrin insanının çağrısı, “Bu şehre, bakan bir yüz olsun!
Yıllar yılı Elâzığ Şehrindeki, “sessiz çığlık…” etkili oldu!
Şunu rahatlıkla ifade edebilirim, Elâzığ Şehri ‘yetişmiş insan gücü’ açısından öyle bir potansiyele sahip ki, “Milli Eğitim, Kültür ve Turizm, Sağlık, Gençlik ve Spor, Milli Savunma, Adalet, İçişleri…” vesaire diyelim, “bi hakkın yapabilecek şahsiyetlere sahip bir ilimiz…”
Elâzığ Şehri, yetişmiş insan gücü ile çok farklı bir şehrimiz…
Lütfen bu şehrin kıymetini bilelim ve değerlerine sahip çıkalım!
Bu şehrin, ‘aydın veya münevver insanının mahcup bir tavrı vardır!’
Tarihi kadim şehrimiz Harput’un manevi iklimi o kadar güçlüdür ki!
Tıpkı, Harput Kalesi gibi aydın veya münevver insanının vakarlı bir duruşu vardır.
Harputlu denildiği zaman, “İstanbul Beyefendisi…” derhal hafızalara gelir.
Harput/ Elâzığ tarihi boyunca, Doğu Anadolu’nun İç-Batı Anadolu’ya tebessüm ederek açılan penceresidir.
O pencereden öyle bir esinti Anadolu’ya yayılır ki, “toprağa bulanmış ilim, hikmet, marifet kokusunu birlikte alırsınız!”
Günümüzde de, Elâzığ Şehri, “Milli Şuuru ve o şuurun insan ruhuna kattığı saf, temiz, berrak ve duru heyecanı besleyen bir şehir…”
Elâzığ Şehrinin çığlığında/ veya feryadında bile, ‘derin bir tefekkürü hissedersiniz’
“Sevgi ile imanı bütünleyen bir Şehir İklimi…”
Maalesef bu iklim yıllarca, ‘ihmal edildi…’
Bu şehrin bağrından çıkan ve sahasında bilgi birikimiyle Türkiye sınırlarını da aşan o kadar değerler var ki, “o değerler niye görülmez şaşarım!”
Devletin temelinde, “liyakat, ehliyet, adalet, dürüstlük, samimiyet, ilimde derinlik…” aranır.
Bütün bunlar insanın ruhuna zevk, estetik, incelik, sadelik, zarafet kadar…
İnancımız, “her toplum layık olduğu idare ile hükmolunur!”
İnancımız, “emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
İnancımız, “İşi ehline veriniz!”
Siyaset; “birleştirme, uzlaştırma, kaynaştırma sanatıdır!”
Bugün bizim yaptığımız teklifte, ‘yürekten gelen bir ses’ vardır.
İster istemez bu şehrin kalem erbabı yıllarca, “sahipsiz şehir!” ifadesini kullandı.
O ifade de ki, ‘derin çığlığı veya feryadı…’ lütfen duyalım,
Bir şiirde ne deniyor, “Vefalı dost geldi yine selâm Türk’ün bayrağına!”
Bu memleket insanı, “milliyetperverdir, vatanseverdir…”
Bu millet, “Devlet Baba!” der.
Malazgirt’te, İstanbul’un Fethinde, Çanakkale’de, Milli Mücadele;
Nasıl bir ruha sahip olduğumuzu bir daha düşünmenizi isterim!
O ruhun temelinde merhum Ahmet Kabaklı’nın ifadesiyle, “Alperen ruhu!” vardır.
Artık, 2023 yılından itibaren bizleri yönetecekler konusunda daha titiz ve daha seçici olmalıyız.
“Samimiyet Kavramı…” birlikte çözümlenmeli.
O kavram içerisinde, “Sadakati, sonra adım ve adım yüksek bir ahlakı, yüksek bir moral kaynağını, iyiliği, memnuniyeti, ihlas ve irfanı, eşitlik, tartı ve ölçüde rikkati ve şüphesiz ki, yüksek bir adaleti…” görmek/ ve de yaşamak isterim.
Bütün bu duygular/ veya hisler bizleri nereye götürüyor, “güvenilir olmaya!”
Ve dahası mı, “şüphe ve tereddüt tortularını yıkmaya…” taşır.
Yazımızın hemen başında ifade ettiğimiz gibi, “Elâzığ’a Bakan Yaraşır!”
Bu şehrin/ veya ülkenin derdini, ‘bilen ve bildikleriyle de dertlenen çeker’
Bizi yürekten anlayanlara selam olsun.