21 Mart Nevruz Bayramı, tüm yurt genelinde olduğu Muş’ta da kutlandı. Kültür Merkezinde gerçekleştirilen törene protokol üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve öğrenciler katıldı. Günün anlamını belirten konuşmayı, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hayrettin Çetin yaptı. Çetin, konuşmasına kış mevsiminden sonra, yeniden bahar mevsimine merhaba denilen bu günün hayırlara vesile olması dilekleriyle başladı.
Tabiatın, uzun bir süreden beri uyuduğu kış mevsiminden tekrar dirilmeye başlandığı bu günü Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan ve tüm orta Asya Devletleri’nin bayram olarak kutladıklarını hatırlatan Çetin, “Yazılı olarak ilk kez 2.yy. da Pers kaynaklarında adı geçen nevruz İran `ile Bahaî takvimine göre yılın ilk gününü temsil eder. Genel olarak bir şenlik havasında kutlanır. Sonradan çeşitli anlamlar da yüklenen nevruzun en kabul görmüş haliyle baharın başlangıcı, tabiatın canlanışını temsil eden bu bayramı, 2010 yılında Birleşmiş milletler Genel Kurulu 3000 yıldan beri kutlanmakta olan bu şenliği “Dünya Nevruz Bayramı” ilan etmiştir” dedi.
“28 Eylül–2 Ekim 2009 tarihleri arasında Abu dhabi`de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, Nevruzu; Dünya Manevi Kültür Mirası listesine dâhil etmiştir” diyen Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye`de bir gelenek; Türki Cumhuriyetlerinde resmi bayram olarak Kutlanırken 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiştir. Nevruz baharın müjdecisi olan bir gündür, Nevruzu içinde barındıran bu ay’da düşen cemrelerle, ısınan havayla yeniden dirilen tabiatla… Baharın dirilişin ve uyanışın umudu olmuştur, 21 Mart yani nevruzun bu coşkuyla, bu heyecanla. Bu umutlarla kutlanması gerekmektedir, Bütün yönleriyle baharın müjdecisi olan bu günün dayanışmaya, coşkuya, umuda kapı aralayan bir gün olarak kutlanmasını diliyorum. Bugünün ilimize, milletimize, ülkemize kutlu olması dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum.” Çetin’den sonra konuşan Tarih Öğretmeni Mehmet Nuri Çelik, “Türk dünyasının ortak kültürü ve Dünya tarihinin en eski bayramı olan Nevruz Bayramı her yıl ülkemizin tüm bölgelerinde ve tüm Türk dünyasında kutlanmaktadır” dedi.
“BAHAR GÜZELLİĞİ, NEŞEYİ, SEVGİYİ VE KARDEŞLİĞİ MÜJDELER”
“21 Mart’ın `baharın, yeninin`, `güzelin` kardeşliğin dostluğun birlik ve beraberliğin simgesi olarak kabul edildiğini dile getiren Çelik, “Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran halkımızın düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahiptir Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gündür. Doğanın canlanmasını ve dirilişini ifade eder. Bahar güzelliği, neşeyi, sevgiyi ve kardeşliği müjdeler. İnsanlığın tarihsel gelişiminde tarımsal üretimin egemen olduğu dönemlerde insanların doğayla olan ilişkileri, kaçınılmaz olarak bahar günlerini özel bir gün haline getirmiştir. Kış aylarının durağanlığının aşıldığı, hareketsizliğin yerini harekete bıraktığı bu günlerin, hayat manasında olduğu muhakkaktır. "Yeni Gün" anlamına da gelen Nevruz, eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günüdür. Nevruz`un, tarihimizde ve kültürümüzde köklü bir geçmişi, bulunmaktadır. Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig`e, Kaşgarlı Mahmud`dan Nizâmü`ı Mülk`ün Siyasetname’sine Melikşah’ın takvimine kadar, birçok Türk kaynağında yılbaşı, nevruz günü olarak geçer, gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart günü yılbaşı kabul edilmektedir. Osmanlı Padişahları da Nevruz’a özel önem verirdi. Şairlerce Gazel ve kaside şeklinde yazılan ve Nevruziye adı verilen şiirler Padişahlara ve devlet adamlarına sunulurdu. Nevruz günlerinde müneccimbaşı, yeni takvimi padişaha sunar, o anda aldığı bahşişe de "Nevruziye Bahşişi" adı verilirdi” diye konuştu. Anadolu’da Nevruz-i Sultan, Sultan Nevruz, Navrız, Mart dokuzu gibi adlar verilen Nevruz’un ülkemizin insanlarını birbirine kenetleyen, bağlayan ve sosyalleşmeyi sağlayan bir bayram olduğuna vurgu yapan tarih öğretmeni Çelik, şunları söyledi: “Nevruz uygulamalarında bölgesel farklılıklara ve yerel toplumsal isteklere bağlı olarak ayrı ayrı Nevruz mitolojilerinin, dini inançlarının, gelenek ve göreneklerinin ortaya çıkardığı görülmektedir. Nevruz "paylaşılamayan" bir gün haline gelmiştir. Yukarda da belirttiğimiz gibi, tarımsal üretimin egemen olduğu tüm toplumlarda baharın gelişi, tıpkı hasat günü gibi bir şenlik içinde kutlanır. Bu aynı zamanda, bu toplumların kültürel oluşumlarının bir öğesidir. Türk Dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada Ortadoğu”da İran”da yaygın olarak kutlanan bahar bayramı Nevruz, bu yönüyle de birlik, beraberlik ve barışı ifade etmektedir. İnsanlar arasında din, dil ırk ve renk, ayırımı yapmadan sevgi, saygı, dostluk duygularını geliştirmek, nevrozla mümkündür bunun için, atadan kalan bu mirası özümseyerek yaşamamız gerekir. Halen toplumumuzda bir ortak kültür ve zenginlikler yumağı olarak kutlanan bu anlamlı bayramı sonsuza dek kutlayabilmemiz, bireysel ve toplumsal sevgi, saygı, hoşgörü, birlik, barış, kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma içinde yaşama isteğimize ve bilincimize bağlıdır. Nevruz Türkiye’nin birçok yöresinde farklı etkinliklerle de kutlanır. Anadolu’nun bazı çevrelerinde, nevruz gecesi gençler bir dilek tutarak kapıları dinleyip, içerdeki konuşmaları yorumlayarak niyetlerinin tutup tutmayacağını anlamaya çalışırlar. Bir başka uygulama, da bekâr bir delikanlı nevruz akşamı "tuzlu gıllık" denilen, tuzlu hamurdan yapılmış bir çöreğin yarısını yer ve su içmeden yatar. İnanışa göre, rüyasında kendisine su veren kızla evleneceğine inanılır. Eğer rüya görmemiş ise Ertesi gün çöreğin diğer yarısını evin damına veya bacasına bırakır. Gelen bir karga çöreği kapıp hangi evin damında yerse o evin kızıyla evleneceğine, karga hiç bir evin damına konmayıp, uzaklaşırsa, uzaklardan biriyle evleneceğine inanılırdı. Bir başka ifade ile Nevruz`u tanımayan uygulaması bulunmayan herhangi bir Türk ve Kürt topluluğu yoktur. Bu yönüyle de Nevruz, "ortak kültür sentezinde binlerce ruhu ısıtmaktadır.
Doğu Anadolu halkı için Nevruz, kutsallık taşır. Bu gece, canlı cansız bütün varlıkların Allaha secde ettiklerine inanılır. O gün, herkesin yıllık rızkı ve mukadderatı belirlenir. Herkes, güzel ve yeni elbiseler giyerek yeni yıla hazırlanır. Evlerde yemekler yapılır, karşılıklı ziyaretler birbirini takip eder, fakirlere yardım edilir. Birlik-beraberlik ve huzur kavramlarının en güzel örneğini sergileyen Muş’umuz, Nevruz’un özündeki duygularıyla aynı çatı altında toplanmaktadır. Birlik ve kardeşlik kavramlarının en üst seviyede yaşandığı nevruzu tüm halkımızın katılımını ile kutluyoruz. Allah’ın tüm güzelliklerini ve renklerini bize bahşettiği bu bahar döneminin, tüm insanlara yaşama sevinci ve coşku getirmesi, nevruz güllerinin de geleceğe umutlar taşıması dileğiyle, Nevruz`u kutluyor. Nevruz`un barış ve kardeşlik duygularının sembolü olan Muşumuza Bölgemize ve Ülkemize bereket ve huzur getirmesi dileğiyle bayramınız kutlu olsun.” Yapılan konuşmaların ardından Muş Kız Meslek Lisesi saz ve gitar korosu tarafından verilen konser ile kutlamalar sona erdi. Tören çıkışında katılımcılara helva ikramında bulunuldu.