TRT Diyanet Kanalında yayınlanan ve Zahide Ülkü Bakiler’in sunduğu ve “Dini Gelenek” konulu programa Rektör Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat’ın yanısıra Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özcan Güngör ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şamil Öçal katıldı.
Gelenek kavramının nasıl tanımlanması gerektiği sorusu ile başlayan programda, gelenek kavramının geniş kapsamlı olduğuna değinen Rektör Polat, kavramın kimi zaman olumsuz kimi zaman oldukça olumlu kullanıldığını ifade etti. Ulema açısından geleneğin son derece olumlu algılandığını belirten Rektör Polat, ilahi kaynaklı, kutsalla bağlantılı bir süreç olan gelenek kavramının ulema tarafından vahiy ilahi kaynaklı değerlendirildiğini, olumsuz açıdan yaklaşılan geleneğin, tevhidden kayma olarak Kur`ân`da gündeme getirildiğini anlattı.
Geleneği yapı ve değer olarak ikiye ayırarak konuşmasını sürdüren Rektör Prof. Dr. Polat, tarikat cemaat gibi geleneklerin değer kapsamında, cemaat halinde ve birlik olma ilahi emrinden kaynaklanan geleneğin ise değer yüklü yapı geleneği kapsamında değerlendirildiğini söyledi. İslam dünyasındaki gelenek anlayışından bahseden Rektör Polat, öz değerler bütünü olarak geleneğin ele alındığını ve kabiliyetler toplamı olan insanların öz değerler bütünü denilen gelenek tarafından inşa edildiğini ve süreklilik arz ettiğini ifade etti.
İslam tarafından cahiliye, atalar ve asabiyenin kurtulunması gereken gelenek olarak telakki edildiğine, esasen geleneğin insanlar tarafından içi doldurulan bir olgu olduğuna işaret eden Rektör Polat, olumsuz anlamda bir dinin gelenekselleştiği zaman nostaljiye dönüştüğünü, Asr-ı Saadet döneminin de bu minvalde süreklilik arz etmesi açısından yenilenirse nostaljiden yaşanan bir sürece dönüşebileceğini ve dau`s-sıla olarak yaşanan bir dinin esasen menfi anlamda bir geleneğe dönüştüğünü söylemenin mümkün olduğuna dikkat çekti.
Bakiler tarafından yöneltilen geleneklerin yorumlanmasına yönelik sorusuna Rektör Polat, Prof. Dr. Polat, her bireyin her toplumun bir geleneğin içinde var olduğunu ve süreç içerisinde de kendi geleneklerini oluşturduğunu, tefsirde de Zemahşeri, Mu’tezile gibi ekollerin her birinin farklı yaklaşımlara sahip olduğunu tam olarak ekollerin anlaşılmadan yorumlanmasının, ekollerin tefsir geleneğini görmeden yorumlamanın yanlış olacağını aktararak cevap verdi.
Programın sonunda gelenek içerisinde şerhlerin yeri sorusuna ise Rektör Prof. Dr. Polat şöyle yanıt verdi: “İslam’ın ilk dört asrı kurucu asırdır ve bu asırda özgün eserler üretilmiştir. Taklit hiçbir zaman özgün eserin yerini tutmaz. Metinler yerine göre şerh edilerek verilir. İslam’ın kurucu asrında özgün eserlerin öne çıkması fakat daha sonra bunların pek gündeme gelmemesinin üzerinde durulması gerekiyor. Mesela şu geleneği özlemle yâd ediyorum. İslam’ın ilk dört asrında bir öğrenci medreseye gittiği zaman zekâsına ve kabiliyetine göre hızla yol alabilir. Zemahşeri bunlardan birisidir. Başka âlimlere baktığımızda Zemahşeri’den sonra eserler verebilmiştir. O dönemde medreseler özgün insan yetiştirmeye çalışılmıştır. Nizamiye Medreseleri ile birlikte standart bilim adamı yetiştirme durumu söz konusu oldu ve bunun tartışılması gerekiyor. Şerh ve Haşiye geleneğinin İslam toplumlarında var olmasının anlamsız olmadığını belirterek İslam dünyasında özgün eserlerin üretilmesi noktasında bir sıkıntının olduğunu ifade etmek isterim.”