Abdulhak Akpolat


VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR

KONUK YAZAR


VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR

Vatan; insanın halen üzerinde yaşadığı, geçmişin acı ve tatlı hatıraları ile avunduğu, istikbâle ümitle baktığı, kısacası her üç zamanı da idrak ettiği bir mekândır. Bir toprak parçasının vatan olabilmesi kolay değildir. Yüzlerce yıl yurt edinilen, uğrunda şehitler verilerek kanla yoğrulan ve üzerinde bir medeniyet kurulan yerdir vatan. Ünlü şâir Mithat Cemal KUNTAY, bu gerçeği şöyle dile getirir:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa; vatandır.

Müslüman ecdadımız,  dünyanın en güzel ve bereketli topraklarını vatan olarak seçmişler ve bize emanet etmişlerdir. Bu cennet vatanı yüzlerce yıl canları ve kanları pahasına korumuşlar ve binlerce âbide dikerek üzerinde bir medeniyet kurmuşlardır. Bu vatanın, bu millete ait olduğunu camileri, türbeleri, çeşmeleri, sarayları, mezar taşları, hanları ve hamamları ile adeta tescil etmişlerdir.

Vatan, bizim en kıymetli varlığımızdır. Vatan, bütün kutsal değerlerimizin toplandığı yerdir. Artık o, bir toprak parçasından çok, tüm manevi değerlerin yaşandığı bir ortamdır. Zira sevgiler onun kucağında yaşanmış; ocaklar onun kucağında tütmüş; acı-tatlı bütün hatıralarımızda onunla birlikte olmuşuzdur. O, bizim için bir bahçe; düşmanlara karşı savunduğumuz bir kale;  istirahate çekildiğimiz huzur dolu bir ev gibidir. Kısacası o bizim için her şeydir. Minaresine çıkıp ezan okuduğumuz camimiz; ağacına çıkıp meyve yediğimiz bahçemiz; göklere el kaldırıp dua ettiğimiz mabedimiz; kısaca canımızdan çok sevdiğimiz varlığımızdır. Onun için ne yiğitler, ne babalar, ne dedeler canlarını ve kanlarını feda etmişlerdir. Onun uğruna şarkılar bestelenmiş, destanlar yazılmış, türküler yakılmıştır. O, bütünüyle bir milletin sesi olmuştur.

Vatan olmaksızın millet, millet olmaksızın da devlet olamaz. Bir milletin varlığı, vatanın varlığına, aynı zamanda hür ve bağımsız olmasına bağlıdır. Vatan ve vatan sevgisinin mukaddesliği, milletimizce en yüce seviyeye yükseltildiği, tarihen tasdik edilmiş bir gerçektir. Öylesine ispat edilmiştir ki; her karış toprak kanla yoğrulmuş, masum yuvalara namahrem eli değmemesi için milyonlarca can feda edilmiş, ırmaklar gibi kan akıtılmıştır. Bu vatanın mübarekliğine dikkat çeken Mehmet Akif mısralarında şöyle der:

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!

Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Dünyada, namus ve şerefimizi koruyarak huzur ve güven içinde yaşamak, ancak bağımsız bir vatana sahip olmakla mümkündür. Dini görevlerimizi gereği gibi yerine getirmemiz de yine vatan sayesinde mümkün olur. Bu sebeple Yüce dinimiz vatanın korunmasına büyük önem vermiş, vatan sevgisini imandan saymıştır.

Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan, kahraman ecdadımızın her karışını, kanları ile sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır. Şair ne güzel söyler:

 “Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu,

Nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu.”

Bir başka şair de şöyle der:

“Dokuz yüz yıldan beri yaşamaktayız burada,

Milyonlarca can verdik sahip olduk bu yurda.”

Vatan, bir Müslümanın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler, ancak vatan sayesinde korunabilir. Bunun için ecdadımız, bu güzel vatan için her türlü fedâkarlıkta bulunmuş, kanlarını akıtarak onu düşmana teslim etmemiştir. Bize düşen görev ise; kahraman ecdadımızın kanı ile yoğrulmuş bu vatanı elbette seveceğiz ve gerekirse onun uğrunda seve seve öleceğiz.