Bedrettin KELEŞTEMUR


AREFE’DEN BAYRAMA

FİKİR BAHÇESİ


AREFE’DEN BAYRAMA

Ramazan ve Kurban Bayramı arası 70 gün…

Acaba iki elimizi şakaklarımıza götürerek düşündük mü?

Her iki bayramın bizim üzerimizdeki etkileri neler?

Aileden komşuya, komşudan sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden şehre;

“Birlik ve beraberlik bağlarını/ dayanışma şuurunu geliştirerek güçlendirir…”

Her iki bayramın en kutlu özelliği, “Sıla-i Rahim…” yapıyorsunuz. 

Önce, aile içerisinde bütünleşme, bir araya gelme… 

Dertleri, kaygıları, endişeleri, sevinçleri paylaşma şuuru/ veya kültürü…

Lokman Sûresi 4ncü ayette şöyle buyrulur;

“Onlar namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. 

Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.”

Namaz ile birlikte zekât sıklıkla birlikte ifade edilir.

Hac Sûresi 77nci ayette şöyle buyrulur;

“Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.”

Rükû ve secde ile birlikte, ‘hayırda/ veya iyiliklerde yarışmamız…’ isteniyor.

Bu iyilikler nedir derseniz; “zayıfın, mazlumun, yolda kalmışın, kimsesizin, fakirin/ veya yoksulun, ilim tahsil yapanın…” maddi ve manevi olarak da yanında olacağız.

Âl-i İmrân Sûresi 92nci ayette şöyle buyrulur;

“Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu bilir.”

İşte, İslam’ın bizlerden istediği, ‘millet olma şuuru’

Bu bayramlar bizleri neleri öğretmiyor ki,

Hayır, yolunda/ hayır işlerde gönülden gelen hislerle harcama… Öfkemizi yeneceğiz efendim! 

En faziletli duruş, ‘affetmek…’ Kimsede, ‘kusur ve kabahat aramayacağız’

Varsa, yoksa iyilik…  En nezih makam nedir, ‘iyiliklerin efendisi olmak.’

Bir insanı sevindirmek kadar güzel bir şey var mı acaba!

Zekâtla, sadakayla, iyiliklerle, tebessüm eden bir yüzle, sıla-i rahimle, beyefendilik tavrımızla, cömertliğimizle ve bilumum güzelliklerimizde insanımızı sevindirmek!

Kurban Bayramı, Hac Mevsimi ile birlikte düşünülür, idrak edilir… Cihanşümul bir anlayışla; bu bayramlar bir bütün içerisinde tefekkür edilir/ veya ihya edilir. 

İnsanımız bu bayramlar vesilesiyle de, “ayağa kaldırılır!”

Bu ülke, 06 Şubat tarihinde Kahramanmaraş Merkezli 7,6 şiddetindeki iki depremle sarsıldı. 50 bin insanımız hayatını kaybetti. Deprem on bir şehrimizi yakından etkiledi/ veya yaraladı!

Depremle birlikte, Türkiye ayağa kalktı…

Burada, bu milletin asıl vakarlı duruşu kendisini gösterdi,

“Cansiperane bir anlayışla/ veya büyük fedakârlıklarla yardımlaşma!”

Kusura bakmasınlar da, bu derin ve anlamlı şuuru en hayırlı bir şekilde dokunarak yaşayan, “bu millettir/ Anadolu’nun mert ve cesur insanıdır!”

Özetle, her iki bayramda da bu milletin o büyük gövdeyi besleyen, ‘kökleri…’ vardır. 

O kökler üzerinde, “bu millet tarih yazacaktır…”

Bizler, millet olarak birçok ağır sıkıntıların altından çıkabilecek, “Güçlü bir Türkiye’yiz…”

Şu iki bayramda, insanımızın fedakarane, o vefalı yüzüne daha fazla şahit olmaktayız. 

Hayırlı, ihlaslı, sağlıklı, esenlikli bayramlar diliyorum. 

 

 

BİR AKIL YÜREK OLAYDI

Bir akıl, yürek olaydı memleketim

Dik olur, eğilmez yürürdü başlar…

Dalgalar kadar büyür imaretim

Bir minval üzre yükselirdi taşlar…

 

 

 

 

AREFE GÜNÜ

Arefe coşkusu sarar içimi

İçim içime sığmaz bir haldeyim!

Halden hale geçer, sıkar dişimi,

Cennet bahçesini düşler haldeyim!

 

ARAF’DA DURUR GİBİ

Araf da, durur gibi hislen her an;

Bulut bulut gözyaşı sevincinde…

Selâm ehl-i kabre, ehl-i dünyaya,

Dostları duayla anmak kavlince…

 

BAYRAMLARA ERDİN

MEZAR TAŞINDA

Bu bayram hislendim mezar taşında

Babamın gözlerinden okunurdu,

İbrahim’i bakışlar, gözyaşında

Duası, yüreğime dokunurdu!

 

KURBAN

Kurban, ihlasla sevgi de itaat

Özünde, sözünde bir akıl, yürek

Olmaya; hamd ile şükür ibadet

Rahmetiyle kalmasın gönül çorak

 

BU BAYRAM

Bu bayram, ‘Halil İbrahim’ bayramı

İnce bir ruh, gözyaşında tevazu…

Bu bayram ahdin, sükûtun bayramı

İsmail’de yaşanır, hak terazi…

 

MAKAM-I İBRAHİM

Kâbe’de, makam-ı İbrahim’e salat

Yükselirdi duvarları takva ile

Kürre-i arz ile döner semâvât

Kul, yüz sürer Kâbe’ye şekva ile…

 

HAC MANZARASI…

Yüzler döner Mevla’ya; baş açık, yalın ayak!

Dünya döner Mahşere;  bir sel akar Kâbe’ye...

Kalp döner âleme; kandil kandil nur yağar! 

Seda döner, Tevhide; “Allahümme Lebbeyk...” der...

Âdem döner, Arafat’a; Arafat ’da, Cennet kokusu!

Sema döner, duaya; Dua, Resul muştusu!

Dua döner, huşuya; Muhammed (as)  Sancağında...

Eller döner, Huda'ya; Sahabe duruşunda!

Saflar döner, ihramda; kıyamda bütün yüzler

Renkler döner; Nur Yüze… Nuru düşer, Işığa! ...

Fani, döner,  Ebede; Ebedde, Ayne’l yakin