Bedrettin KELEŞTEMUR


BAYRAK YAKIŞIR

KONUK YAZAR


BAYRAK YAKIŞIR

Bir yerde, Harput anlatıldığında hemen hafızama Nisa Suresi 69 ayetin ruhaniyeti gelir.

“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar en güzel arkadaştır.”

Harput’un çok farklı bir havası, bir iklimi, sizleri kendisine çekecek manevi bir ruhaniyeti vardır.

Bir şiirimizde şöyle diyoruz;

Anadolu toprağı Türk'e vatan 

Bağrında cennet, gazi-eren yatan 

Şahadettir, nur üstüne nur katan 

Türbe, imaret insana hâl olur. 

 

 Kayabaşı, bütün sırlar sendedir

 Kılıç çalıp tepen, Belek sendedir 

Her dem dolup taşan öfke sendedir

 Toprağın nabzında atan nal olur”

Harput’ta, Allah dostlarının manevi rıhtımında kendinizi bulursunuz. 

Ayette ne buyruluyor, “peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişiler; bunlar en güzel arkadaştır.” Bu manevi iklime kendimizi nasıl taşıyabiliriz? 

Kur’an bizlere çağrıda bulunuyor; “Allah’a ve Resul’e itaat edenler…” o manevi iklime yaklaşırlar.

O ruhani iklimi bizler, ‘tarihin kadim şehri Harput’ta hissedebiliyoruz’ O his nereden doğuyor? 

Şüphesiz ki, Mü’minlerin ferasetinden…’

Geçtiğimiz gün, Harput’a layık bir faaliyeti gördük… Ve inanınız derinden etkilendik. 

Bir kıymetli Paşa’mız, Elâzığ 8. Kolordu Komutanı Osman Erbaş 2021 tarihinde Bitlis civarında askeri helikopterin düşmesiyle şehit olacaklardı. Allah mekânlarını cennet-i Âlâ eylesin (âmin) 

Bu kadirşinas şehadet şerbetini içen Paşamız, Harput sevdalısı… Harput’u birgün gezerlerken Ankuzu Baba’nın yakınında yüksek bir tepeyi bir bakıma keşfederler. 

Öyle bir Tepe ki, “Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor!” şiirindeki manevi ilhamı bir anda yaşar gibi oldum! 

Ve Paşa’mız, “buraya öyle bir bayrak dikiniz ki…” sözün devamı bizlerden olsun, “başımız, sevdamız, yüreğimiz hür olsun!” 

O sevdayı bir büyük gayretle bezeyecek bir yiğit insan çıkacaktı, Harput’tan… Bu insan, Harput sevdalısı Zekai Akılotu’ydu… Derhal büyük bir heyecanla işine sarıldı…  Paşa’mız vasiyetlerinde, bir büyük hayrı işaret ediyorlardı; “Anadolu’nun fethinde bulunan gazi ve dervişlerden olduğu da söylenen Ankuzu Baba’nın atının nal izleri vardı, şehadetinin toprağı bezediği kandamlaları hala duruyordu…” 

Şehir Osman Paşa’mıza hediye ettiğimiz, “Bayrak Şiirimiz!”

“Yüreğinin harıyla tutuşur rengin

Cihanda yoktur başka bir ahengin

Enginde dalgalan başım hür olsun!

Şafak söker, şahadet kızıllığında;

Toprağa dokunsun rengin, ahengin!”

Şehadet, coğrafyayı vatanlaştırır. Bizler gayet iyi biliriz ki, “Şehitler Ölmezler!” Onlar, Cenab-ı Hak tarafından rızıklandırılırlar…

05 Ocak 1975 tarihinde aramızdan ayrılan merhum Arif Nihat Asya’nın, “Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor” eserini şairimiz sanki “Ankuzu Baba’ya yazmışlar…”

“Şehitler Tepesi boş değil, 

Biri var bekliyor.

Ve bir göğüs, nefes almak için;

Rüzgar bekliyor.

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış, kasideye kanmış.

Bir el ki; ahiretten uzanmış,

Edeple gelip birer birer, öpsün diye faniler!

Öpelim temizse dudaklarımız,

Fakat basmasın toprağa

Temiz değilse ayaklarımız.

Rüzgârını kesmesin gövdeler

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler

O bayrak, oraya yakıştı!

Bilmem ki mevsim ayazdı, kıştı

Kızıllığında bir destan okundu…

Harput, bugün daha mutlu, daha huzurlu…

Ufkunda dalgalandıkça,

Rüzgâr, yüreğimde solur…