BİR NESİLDİ ONLAR
Bir nesildi onlar, geldi, göçtüler
Bir zaman, varlık sahibi güçtüler
Hayır, ihlasla anılırdı onlar
Gönüllerde iz bırakıp uçtular
Hayır, hasenatı bize muştular
RENKLER HALAY TUTAR
Renkler halay tutar;
Göl, vadi, dağ, ufuk ve sema
Ve yağmur tanelerken gökkuşağını
Bir ince kemer takar;
Yar üstüne, gül üstüne, gün üstüne…
BEKLEDİM
Bekledim, güneşin doğduğu yerde
Sevdanın, hicabın olduğu yerde
Dermanın, yüreğin yandığı yerde
Feleğin kapısını çal diyorlar
PEYGAMBER MUŞTUSU
Osman Gazi’nin rüyası,
Şeyh Edebali’de tabir
Şol dudaklardan dökülür
Türk’e peygamber muştusu
YİĞİT ODUR Kİ
Yiğit odur ki, yolunda sağlam yürür
Aklı, yüreğinde ses; gürler yürür
Bir kızıl alev gibi yanar, yürür
Yürü şehrim, öksüz değil bu dava
Türk Birliğine meşale yakar, yürür
GECELER
Geceler, sessizliğin mor alevi
Heceler, kalbin ritminde durulur
Işığı mum kimindir, gönül evi
Zamana bir saat gibi kurulur
Niceler safta, huzura durulur
YEŞİLİM DAĞLAR
Yağmursuz gecelerin kızıllığı
Kor ateşin, ‘yanık kokan’ morluğu
Yeşilim dağlar, ‘utancından ağlar’
Fitne belasının yaman zorluğu
COĞRAFYAMIN ADINA
Coğrafyamın adına, ‘gönül’ dedim
Sevgi dolu gönüllere, ‘yâr’ dedim
Gönlünü vatan yapanlar, ‘merhaba;
Hasreti olmayan hüsranda dedim
KÖR BAKAR
Zalim, zulmüyle ateşini yakar
Nefreti, melun iblisvari akar
Güzel yurdum hislenirim acına;
Acısına dertlenmeyen kör bakar
ANADOLU
Anadolu, şefkatin ırmağında
Yunuslarla gönüllere dokundu!
Kinin, öfkenin, hasetin ağında;
Moğol’dan, Haçlıdan yurdun sakındı!
DÜŞÜNEBİLDİN Mİ?
Yer ile gök arasını düşünebildin mi?
Akıl ile vicdanın sesini duyabildin mi?
Göz ile gönül yoluna taşınabildin mi?
Bedri, bilmek, marifet kitabını okumak!
Bir ömrü ihlasla tefekkür etmektir
TAŞRA GÖZÜYLE
Elâzığ’a, ‘taşra gözüyle’ bakar
Bilmem ki, hangi menzillere akar
Ata Ocağına bin bir kulp takar!
Doğru adımlara doğru söz gerek!
İSTEMEK
İstemek, niyettir, yürektir, aşktır
Dalgalarla, dağlara yüklenmektir
Aşk olmayınca çığlık neye yarar;
Feryadı, gözyaşında dinlemektir
ORMANLARI YAKANLARA
Güzelim Anadolu’yu ateşe verenler,
O dehşet verici yangına bakıp ta acaba;
“Cehennem Yakıtı” nedir diye düşündüler mi?
Kur’an da buyruluyor;
“Cehennemin yakıtı insanlar ile taşlardır!”
O yeşilim ağaçlar bilesiniz ki, “cehennem yakıtı” değil;
“Cennet Bahçesinin dünyadaki misalleridir”
Ecdat ne güzel kelâm eylemişler; “yaş kesen, baş keser!”
O dehşet verici yangına bilerek sebep olanlar;
Bu dünyada kendilerinin cehennemini hazırlamışlardır…
DUA
Yarabbi! Her şeyi işiten, bilen, gözetensin…
Sen bizlere, ‘şah damarımızdan daha yakınsın’
Sinelerde dolaşanı bilirsin,
Senden yine sana sığınıyor;
Senden yine sana iltica ediyoruz.
Rahmetini diliyor, affı mağfiret istiyoruz.
Cehennem azabının, kabir azabının verebileceği,
O korkunç dehşetten sana sığınıyoruz.
Fakirlik, yoksulluk, cehalet, tefrika…
Ve bütün bunların getirebileceği sosyal afetlerden de sana sığınırız (amin)
Yârabbi! Kalbi huzur, kalbi sükun, kalbi hidayet diliyoruz (amin)