Bedrettin KELEŞTEMUR


CUMHURİYET DÖNEMİNDE CAMİLERİMİZ

FİKİR BAHÇESİ


CUMHURİYET DÖNEMİNDE CAMİLERİMİZ

Bedrettin KELEŞTİMUR 

Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı, 20-21-22 Dönem Milletvekilimiz, Ali Coşkun Beyefendi, “Cumhuriyet Dönemi Camilerimiz ile ilgili çok kıymetli bilgileri iletişim adresimize göndermişler...” 

Bu bilgiler ışığında, 

“1924-1935 Yılları Arasında Tamir Edilen Camiler,

Tamamlanan Camiler (1941) Harcanan Para,

Tamamlanmak Üzere Olan Camiler (1941),

Keşif Bedeli 5 Bin Liranın Üzerinde Camilerin Bazıları,

Hayrat Tertibinden Tamiri Yapılan Camiler...” yer alıyor. 

Bütün bu bilgiler, “01 Nisan 1941 tarihli İktisadi Yürüyüş...” adlı derginin 32. Sayısında yer alıyor.

Söz konusu dergideki, Camiler ile ilgili yazının ilk bölümünde şu ifadeler yer alıyor;

”En gayri müsait şartlar altında Vakıflar umum müdürlüğü abidelerimizin tamir işine 1.000.000 lira tahsis eylemiştir”.

Devletin camileri tamiri için 1.000.000 lira ek bütçe ayırmasının dışında Atatürk’ün şahsi olarak yaptırdığı ve maddi yardım yaptığı camilerden biri Eskişehir Mihalıççık köyündeki ”Aşağı Camii” ya da ”Mihalıççık Atatürk Camiidir”.

Atatürk, Türkiye'deki hiçbir camiyi ihmal etmemiştir. Bu listeden önce Atatürk'ün 1 Mart 1923 günü mecliste yaptığı konuşmasında, ''Yapılan onarım içinde, 126 cami ve mescidi şerif ile 31 medrese ve mektep, 22 suyolu ve çeşme, 175 gelir getiren yer ile 26 hamam bulunmaktadır.'' bilgisini vermektedir. Bu tarihten sonra yapılanlar ise işte yukardaki listedir.

Yine burada küçük bir ayrıntıyı ifade etmek lazım gelir. Bakımı gereken tüm bu camiler tamir, bakım ve onarım esnasında geçici olarak kapatılmıştır.

Bu sırada ise Hatay, bilindiği üzere Türkiye'ye bağlı değildi ve Hataylıları Türkiye'den soğutmak için Suriye tarafında yabancı casuslarca ''Türkiye'de camiler kapanıyor, nerede namaz kılacaksınız?'' şeklinde bir propaganda başlatıldı.

Bu propaganda Türkiye'de duyulunca 27 Mayıs 1937'de İçel Milletvekili S. Fikri Mutlu mecliste bu bilgiyi yalanlamıştır ve şu açıklamayı yapmıştır:

''Suriye'de yaşayan bazı kötü niyetli kişilerin güya Türkiye'de camiler kapatılıyor, camiler yıkılıyor diye sürekli propaganda yapmakta olduklarını çok yakından işittik. (...) Oradaki hain düşüncenin havayı bulandırmak istediği Türkiye'de camilerin kapatılmamış olduğunu buradan aydınlatmak istiyorum.''

Son olarak belirtmek lazımdır ki, Türkiye'de hiçbir zaman camiler ahır olmamıştır. 

“2. Dünya Savaşı'nın başında, Nazi saldırısı tehlikesi karşısında İsmet İnönü, 

İstanbul'da bulunan kutsal emanetleri yani saray eşyalarını, padişahların tahtlarını, mücevherleri, kutsal emanetleri, Hazreti Muhammed’in sancağını, kılıcını, Hırkai Saadeti, Hazreti Osman’ın kanlı Kuran’ı Kerim’ini, Atatürk’ün Samsun’da çıktığı tahta iskeleyi, müzelerde ne varsa tümünü korumak amacıyla 48 vagona yüklemiş ve başta Niğde olmak üzere çeşitli bölgelere göndermiş ve buradaki camilere saklamıştır. Bu camilere ahır süsü verilmiş, başında da askerimiz bekletilmiştir.”

Başta, Hırkai Saadet olmak üzere kutsal emanetlerin işgalci güçlerden nasıl ve ne şekilde korunduğu belirtiliyor. Bizler için önemli olan tarihi hakikatlerdir. İnancımız ne diyor, 

Hucurat Suresi, 12.nci ayette şöyle buyrulur, “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” 

Bu ayet, bizlere koruyucu bir zırh gibi giydiriyor. Her türlü kötülüklere, fenalıklara, ikiliklere, fitne ve fesata karşı bir bakıma, ‘güvenilir bir liman/ veya kale oluyor’ 

Bizlerin eksiği nedir, “her eserin veya binanın bilgi kimliği yer almıyor’ 

Tarihi Cami ve Eserlerimizin hemen yanı başına, “kimlik bilgilerinin yer alması...” Bu bilgiler ışığında, tarihi önem taşıyan bakım ve onarımlarının yer aldığı, ‘kimlik levhası’ yer almalıdır. Bu millet, kendi camisine ve eserlerine her zaman için sahip çıkmış ve de göz bebeği gibi korumuştur. 

Günümüzde de, o bilgilere insanımızın rahatlıkla ulaşması elzemdir... 1924-1935 yılları arasında, “Tamir Edilen Camilere...” şöyle bir baktığımızda, “İstanbul’daki tarihi camilerin genel bir tamirden geçirildiğini...” görüyoruz. 

Bu camiler arasında, Kırklareli, Manisa, Edirne, Ankara, İstanbul, Lüleburgaz, Çankırı, Bursa, Çerkeş, Sinop, Bolu, Malatya, Rize, Trabzon, Kars, Erzincan, Bozüyük, Elmalı, Afyon, Kayseri, Yozgat, Diyarbakır, Divriği, Tokat, İzmit, Samsun, Tekirdağ, Gebze, Çorlu, Silvan, Lâdik, Harput, Antalya, Kilis’te bulunan tarihi camiler ve eserlerin bakım, onarım ve tamir edildiğini görüyoruz. 

Tevbe Suresi 18.nci ayette şöyle buyrulur; “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve sadece Allah’dan korkan kimseler gerçek manada imâr edebilir. Doğru yola ermiş olmaları umulanlar işte bunlardır”

Çok önemli bir hassasiyet, “Camiler, Kâbe’nin Şubeleridir!” Kâbe’ye gösterdiğimiz saygıyı ve hürmeti camilerimize/ veya mescitlerimize de göstermeliyiz.