Bedrettin KELEŞTEMUR


FİLİSTİN’E (DÖRTLÜKLER)

FİKİR BAHÇESİ


FİLİSTİN’E (DÖRTLÜKLER)

Bedrettin KELEŞTİMUR

Filistin yarası, derin mi derin,

Hak yoluna yüreğinizi serin

Can ile mal ile infak vaktidir

Bir vatan olup, meyvesini verin!

 

Mescid-i Aksal’da, ümmetin miracı

Hakk’ın Resulüne fetih müjdesi

Asırlar, fetihler için duacı…

Hür olma aşkına gönlünüzü verin

Fetih aşkına gönlünüzü verin. 

 

FİRAVUN’UN DÜNYASINDA

Firavun ’un, Nemrut’un dünyasında

Hayat duvarlarını sarsan inkâr!

Âdem, soğuk terlerle ihlâsında

Ey can, ölüm mü mazluma lütufkâr?

Kalmamışsa bir toplumda nefis, âr!

Kan, gözyaşı okunur, künyesinde

 

FIRAT İÇİN

Fırat Anadolu’dur,

Şefkatin damlayan gözyaşlarıdır

Fırat’ta kana kana içtim zamanı

Fırat’ta dinledim, bin bir cennet masalını

Fırat’ta sevdim; hoyratı, miniyi, ninniyi

Fırat’ta tanırsınız, şairin ruh güzelliğini

Şiirin ihlas gücünü,

Fırat’ta başlar, 

Türk’ün Anadolu’ya sadakat yolculuğu!

 

TOPRAKTAN BETONA

Yeni nesil, topraktan betona göç etti

Bir de ne görelim, güç gitti, nefes gitti!

Toprak gibi dost, o eski vefa gitti

Yakın komşu sanki ıraklara taşınmış!

Mahcup bir eda, nice değerler aşınmış

Eski toprak deriz, yürekli mert insana!

Bedri biraz o yüreklere dokunsana…

 

TOPRAK EVLERDE

Biz toprak evlerde yetiştik

Ninniler, masallar, destanlarla

Toprak koktu nefeslerimiz’

Hürdük, gürdük, at sürdük dere, tepe;

Sesimiz vadilerde yankılandı

Çaylar, dereler hemen yanımızda,

Baharda daha şen olur, coşardık!

 

ELÂZIĞ İÇİN

Kırk yıl boyunca yazdık, usanmadık

Zanla, hasetle kimseyi anmadık

Elâzığ sevdası yürekten taştı

Bir nehir misali çağladık, dinmedik!

ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞU

On üç Ekim bin dokuz yüz yirmi üç

Bozkır Anadolu’nun yüzakında

Gönül Coğrafyamın yüreğinde öç!

Alır, taze filizler için akında

Kutlu sefer kalkınmaya ant içtik!

 

HARPUT ANILINCA

İslâm âleminin vuslat şehriydin!

Gazi Belek’le Türklük sende taçlandı

Ahmet Yesevi’nin akan nehriydin!

Pir-i Türkistan’ı sende taçlandı!

 

YAĞMUR DUASI

Çatlayan toprağa şifa gibisin

Özleminde derde deva gibisin

Neşeme neşe katan sefa gibisin

Dualar gözyaşı yakarışında

 

SEVGİ ÜSTÜNE

Gün doğsun, gün batsın sevgi üstüne

Sevgiyle açan gülün rengi üstüne

Gönlümün kaynağında açan renkler;

Solmasın aşkın rengi üstüne!

 

SADIK KEMAL TURAL’A

“Şiir olmasa dünya çöl olurdu”

Hikmet yıkamasa gök kül olurdu

Şiir aşktan doğar, ruhu yükseltir

Aşktan uzaklaşsa arz kül olurdu

 

SEVDALARIMIZ YÜRÜR…

Sevdalarımız yürür Anadolu’dan

Alpler, Erenler, Veliler diyarından

Şecaat yürür, asrın bütün kalelerinden…

Vefa ve sadakat bayrağı dalgalanır,

Sıddıklar Ordusu’ndan…

Ey Sahabe meşrepli yüzler;

Ecdadın kutlu selamı ve salâtı üzerinize

Fırat’ta, Dicle’de abdestlerini aldılar

Kelam ettiler, kâmil bir ruha erdiler…

Şefkat dolu, “fetih yürekli” nazarlar;

Her biri yıldız olup aktılar Anadolu’ya

 

GÖNÜL ÇEŞMELER

Ah, gönül çeşmeleri kurumasın

Orada vuslat şarkılarımız var

Ah, sevdasız adımlar yürümesin

Orada hicap dolu sedamız var

 

Yürekten seslenir, sevdanın dili

O dille bezenir, gönül okulu

Orada kutlu dilekler, dualı

Dualarda arınmış edamız var