GAZZE’DE MÜSLÜMANLARIN İMTİHANI
İsrail’in Filistin- Gazze’de başlattığı soykırım ve katliamın üzerinden 2 yılı bitmek üzere. Gelinen son durum, insanlık adına tam bir vahşettir. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek olan bu tablo karşısında İslam devletleri suskun. Başlangıçta İsrail’in yanında yer alan batılı devletler, Gazze’ye yardım taşıyan tırların İsrail tarafından sokulmadığı için, aç ve susuzluktan dolayı her gün ölenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. Batılı devletlerden imkânlar ölçüsünde yardım gönderilirken, İslam devletlerince yeterince yardım hususunda çaba sarf edilmeği gözlenmektedir.
İmtihan dünyasında yaşıyoruz. Gazze’deki Müslümanların durumu, tüm Müslümanlar için bir imtihandır. İçler acısı Gazze’deki durumun görmemezlikten gelinmesi veya bir çare aranmaması, insani ve İslami yönden her bir Müslümanı sorumlu kılar. Gazze’de Müslümanlar deneniyor, sınanıyor ve imtihana tabi tutuluyor. Gazze’de masum sivil halka yapılan insanlık dışı muamele karşısında batıda her geçen gün Müslüman olanların sayısı artmaktadır.
İsrail devletinin içindeki halk bile savaşın derhal durdurulmasını istemektedir. Bunun için Tel Aviv’de başbakana karşı protestolar yapılmaktadır. İnanın içimden sormak geliyor İslam devletlerine ne oldu ki, suskunlar. Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Müminler birbirini sevmekte, birbirlerini merhamet etmekte ve korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun organlarından birisi rahatsız olduğunda diğer organlar onun rahatsızlığını hisseder” buyurdular. Riyazüssalihin.
Gazze’deki vahim duruma, söylem ve eylemleriyle müdahalede bulunmayanların durumu, bu hadise uygun düşmemektedir. Her kes maddi ve manevi yönden gücü nispetinde sorumludur. Gazze’ye gidip açlık ve susuzlukla pençeleşen mazlumlara bizatihi yardım emek elimizde olmaya bilir. Vakıf ve dernekler vasıtasıyla yardımda bulunmak mümkün olabilir. Buna da gücümüz yetmezse, dua edebilir, vicdani rahatsızlığımızı dile getirebiliriz. Gazze’deki insanlığa yakışmayan manzaraları görmemezlikten gelemeyiz.
Gelelim Arap ve Acem İslam devletlerine. Kalbinde zerre miktarı imanı olanların aylarca yiyecek ve içecek bulamayan mazlum ve mağdurlara yardım edemeyenlerin ahvaline söylenecek bir kelam bulmak oldukça zordur. Bizim örf ve âdetimizde, gelenek ve göreneklerimizde düşeni kaldırmak, aç olanı doyurmak, su ihtiyacı olana su vermek vardır, velev ki düşman dahi olsa. Cephede savaşan askerimiz esir düşen düşman askerine kendi matarasından su verdiği tarihi bir vakıadır. Dünyada olup bitenler, manevi kamerayla takip edilmektedir. Gece ve gündüz fark etmeksizin insanların söylem ve eylemleri Yüce Yaratan tarafından bilinmektedir. Bu nedenle bu gün Gazze’deki mazlumlara yardım edenlerle yardımda bulunmayanlar manevi kamaraya alınmaktadır. Sonuçta Allah için çalışanlar kazanacak, ikiyüzlülük yapanlar kaybedecektir. Allah Kuranında, “Her kim zerre ağırlığında hayır işlerse onu görecektir. Her kim de, zerre ağırlığında şer işlerse onu görecekti” buyurmaktadır. Zilzal,7,8.
Allah kimseyi kendi ülkesinde mazlum ve mağdur duruma düşürmesin. Ayakta kalma güçleri kalmayan sivil halkın yardım kuyruğunda beklerken İsrail askerlerince silahla öldürülmeleri, insanlığın bittiği bir noktadır. İslam ülkeleri yeter deseler, her şey değişebilir. Neyi bekliyorlar. Ebabil kuşlarını mı bekliyorlar. Ebabil Kuşları gelirse, İsrail’in yerine kendilerini helak etmesinler. Yüce Yaratandan beklentimiz Nusret’ini halk etmesidir.
Tahsin ÖTGÜÇ-Emekli Müftü