HALK KİMDİR?
Bedrettin KELEŞTİMUR
Halk kimdir, aydın kimdir sorgularım?
Sağduyudan öte mi, yargılarım!
Milletiz, “ete kemiğe bürünmüş!”
Akıldan öte gitmez duygularım
Özlerim, Gaspıralı İsmail’i…
Karamanoğlu Mehmet Beyleri
İlimden öte gitmez algılarım!
SİYASET
(Akrostiş Şiir)
Siyaset, hayatla barışık olmak!
İhlasla, huzurda güvende olmak
Yaşamak isterim bir ömür boyu
Adaletle her gün yüz yüze olmak!
Sermayem, iyilikler, infak yolu!
Esenlikle bir akıl yürek olmak
Talebim, ‘talim terbiye okulu’
NEREDE?
Nerede, Millî Eğitim Yayınevleri?
Kültür Bakanlığı Yayınevleri!
Öğretmenin, öğrencinin kılcal damarları,
Hala nasıl kesildi, hayret ederim!
Gayreti bıraktık, bilinmeze aktık
Yanlış hesaplara ne kulplar taktık?
Hatadan dönülür dedik, dönülmedi
Böyle gariplik tarihte görülmedi!
FANİ DÜNYAYA
Fani dünyaya serin rüzgâr gibi
Sözlerin, esenlikli bahar gibi
Çorak toprağa akan nehir gibi
Mahir edayla ilimde derinleş!
Yer ehline, gök ehline muhabbet
Gönle aydınlık veren seher gibi
CUMA GÜNÜNE
Cuma bizlere günlerin baştacı
Seferberdir millet bir saf olmaya!
Dua dertlere derman diner acı!
Hekimler söyler sevgidir utacı
Çağrı, saflarda bir saf olmaya
Günahlardan arınıp af olmaya
EYLÜL
Ey sararmış gonca gül desem sana!
Bir yüzün hüzne, bir yüzün zevale
Akar gidermiş idrakim kemâle
Saçlarımı beyaz alevler aldı
Ey sonbahar, mahzun durma bana!
Bir omuzum çökük günahtan yana
Hazan rüzgârına döktüm ahımı
Sevdalarım kül etsin günahımı!
KENDİMİ GÖRÜRÜM
Eylül ayında kendimi görürüm
Akşam, günün bittiğini görürüm
Sararmış yaprak mı, kızıl alev mi?
Göğsümün daraldığını görürüm!
EYLÜL
Eylül, ‘muhabbeti farklı tadı’ var
Hasat vakti, ‘bereketin adı’ var
Rengi, kokusu, rayihası farklı…
Aynı suda, toprakta abadı var
Sonbahar, ‘gül sarısı havası’ var
Bir makam, esrarlı bir nevası var.
BİZİM SEVDAMIZ
Bizim sevdamız, Kırımdır, Kerkük’tür
Siyasete bakarsın, kör kütüktü!
Kafkaslardan gidilir, Ata Yurdu’na
Balkanlar, ufkuma manevi katıktır
Anadolu, Türklüğün kökleri
Adalet için doğrulur okları!
Haksızlığa boyun eğer çokları
Bizim sevdamız vatana katıktır
KERKÜK’E…
Firavun ateş yakar, Kerkük’ümde
Fikir çilesidir, naçar yükümde
Fitne, fesat eli, iki yakamda;
Dar günüde yetişir mi Ankara?
Uzat elini Kerkük’e, Ankara!
Harput’tan Urfa’dan, hoyrat vadisi
Bir hilal uğruna çizer kavisi
Barışın güvercini gök mavisi
Uzat elini Kerkük’e, Ankara!
YALANCININ NARASI
Dinleyin yalancının narasını,
Açarmış iki kardeş arasını!
Yalan kılıfına sarılan dünya;
Dökermiş iki de bir safrasını…
DOST ÖZLER
Şehrine dost gibi görünen yüzler
İnsanı mest eder yaldızlı sözler
Sözdedir, özüne inmez serancam!
Sevda yürekler, vefalı dost özler
ZAMAN
Zaman su gibi ömürden akıyor
Sevdam eğilmiş, zamana bakıyor
Zaman durmaz mı içinde vaveyla
Belli ki ışığı sönmüş edayla
Grup yıldızı, bahtımı yakıyor