HANİ NEREDE
Hani nerede sahabe meşrepli,
Öz güven besleyen vakarlı duruş?
Sevgimiz bile hesaplı-kitaplı
Kalmadı, edepli tavır, oturuş!
Sözü, zarif değil; mağrur hitaplı
Elbet arınmak, budanmak isterim
Köklü bir maziyi anmak isterim
AŞK İLE
Rağbetimiz aşk ile yanar bizim
Hayretimiz meşk ile döner bizim
Hasretimiz, şerha şerha kanar bizim
Bedri, ziyasız hayat nar olur
GÜN ÜSTÜNE
İsterim güller açsın gün üstüne
Ilık rüzgârlar essin güz üstüne
Bedri, selâm verilsin göz üstüne
Gönülden gönle muhabbet konsun
Sevgiden yüreğe muhabbet konsun
DOST DERSİN
Dost dersin tuzaklarına düşersin
İkiyüzlü dünya saklar yüzünü
Tebessüm eden yüzüne şaşarsın
Marifeti oyun çiğner yüzünü
GÖNÜLLER ÇİÇEK AÇSIN
Gönüller çiçek açsın yâr üstüne
Sütten, baldan ırmaklar nâr üstüne
Sevgi sözü damıtsın, âr üstüne
Hasretten yüreğe muhabbet konsun
NİMETTENSİN
Hürriyetim, vatanım; nimettensin!
Nimetin, şehitlik; şehadetimdir
Bir can gibi etten ve kemiktensin
Nöbetinde olmak, ibadetimdir
KORKMA
Korkma! Yürü, asırlar seni bekler
Sıddıklar, sadıklar, şehitler yolu
Kutlu yolda, nesiller seni bekler
Vatan sevdasında, ahitler yolu
Gönül kapısı, maveradan bekler
DEPREM
Deprem, kâbusa uyanan geceler
Korku nöbeti geçiren heceler
Kıyama kalk ey gönül, sabır iste;
Bir çığ gibi bizden koptu niceler
HAYKIR
Ümitsizlik kemirirken yurdunu
Haykır vesveseyi sök at kökünden
İste gönülden ilahi yardımı
Vefalı yar gelir, sanki akından
KÖYÜMDEN
Dağlar badem kokuyor
Bağlar, rengârenk halay çeker!
Rüzgâr, gök mavisi sulara dökülür
Toprak buğday teniyle gülümser
Yazın soğuk ayranı, karpuzu
Sade bir köy hayatını muştular
Düşlerim resmini çizer mazinin
Hayatın dolunayımmış meğer?
Gecesi gündüzü tebessüm kokar
GECELER YORGANDIR
Geceler yorgandır, uykuya rahmet!
Gündüzler sürgündür, dertlere zahmet!
Yaşam iksirinde; gece ve gündüz!
Varlığı içinde nimete hamt et
CEHLİ BULAŞTIRMA
İki kapılı bir han dediler, Dünya’ya;
İzine, adına, şanına cehli bulaştırma
Fırsatı ganimet bil, yakasından tut zamanın;
Gariplere, gam kervanına katıl,
Haramı, haramiyi bulaştırma!
TERCİHİM FIRAT’A
Tercihim Fırat, binerim kır ata
Bozkır Anadolu’nun ulu şehri
Yürür istikbâle, neslim; Oğuz Ata
Işık, aydınlık taşır; Fırat Nehri
Bir nehir gibi medeniyet akar
Yeni nesil altın kolyeler takar
Anadolu’m seninle şen, Ey Fırat…
ŞEHRİN DELİSİ
Sevdalı desinler, şehrin delisi…
Tebessüm eden yüzüne hayranım!
Ararım, nerde bu şehrin velisi…
Dost, dosttan ayrı kalana yanarım
Yanarım, ayrı mı düştü Kale’si
Civan yiğitleri sen de ararım!
EDEPLE ÖRDÜM
Servetim, aklım, sağlığım, imanım
Edeple ördüm kale duvarını
Rıza makamına el açtım; aman!
Vuslatım, halk içinde Hak yoludur
Erdemli insan olmak, hayat kavgam!
Tartıya alır, her anı, günümü
İhtiyarım, saçıma yangın düştü
Mizan vakti uykularımı böler