Bedrettin KELEŞTEMUR


HANİ NEREDE

FİKİR BAHÇESİ


HANİ NEREDE

Hani nerede sahabe meşrepli,

Öz güven besleyen vakarlı duruş?

Sevgimiz bile hesaplı-kitaplı

Kalmadı, edepli tavır, oturuş!

Sözü, zarif değil; mağrur hitaplı

Elbet arınmak, budanmak isterim

Köklü bir maziyi anmak isterim

 

AŞK İLE

Rağbetimiz aşk ile yanar bizim

Hayretimiz meşk ile döner bizim

Hasretimiz, şerha şerha kanar bizim

Bedri, ziyasız hayat nar olur

 

GÜN ÜSTÜNE

İsterim güller açsın gün üstüne

Ilık rüzgârlar essin güz üstüne

Bedri, selâm verilsin göz üstüne

Gönülden gönle muhabbet konsun

Sevgiden yüreğe muhabbet konsun

 

DOST DERSİN

Dost dersin tuzaklarına düşersin

İkiyüzlü dünya saklar yüzünü

Tebessüm eden yüzüne şaşarsın

Marifeti oyun çiğner yüzünü

 

GÖNÜLLER ÇİÇEK AÇSIN

Gönüller çiçek açsın yâr üstüne

Sütten, baldan ırmaklar nâr üstüne

Sevgi sözü damıtsın, âr üstüne

Hasretten yüreğe muhabbet konsun

 

NİMETTENSİN

Hürriyetim, vatanım; nimettensin!

Nimetin, şehitlik; şehadetimdir

Bir can gibi etten ve kemiktensin

Nöbetinde olmak, ibadetimdir

 

KORKMA

Korkma! Yürü, asırlar seni bekler

Sıddıklar, sadıklar, şehitler yolu

Kutlu yolda, nesiller seni bekler

Vatan sevdasında, ahitler yolu

Gönül kapısı, maveradan bekler

 

DEPREM

Deprem, kâbusa uyanan geceler

Korku nöbeti geçiren heceler

Kıyama kalk ey gönül, sabır iste;

Bir çığ gibi bizden koptu niceler

 

HAYKIR

Ümitsizlik kemirirken yurdunu

Haykır vesveseyi sök at kökünden

İste gönülden ilahi yardımı

Vefalı yar gelir, sanki akından

 

KÖYÜMDEN

Dağlar badem kokuyor

Bağlar, rengârenk halay çeker!

Rüzgâr, gök mavisi sulara dökülür

Toprak buğday teniyle gülümser

Yazın soğuk ayranı, karpuzu

Sade bir köy hayatını muştular

Düşlerim resmini çizer mazinin

Hayatın dolunayımmış meğer?

Gecesi gündüzü tebessüm kokar

 

GECELER YORGANDIR

Geceler yorgandır, uykuya rahmet!

Gündüzler sürgündür, dertlere zahmet!

Yaşam iksirinde; gece ve gündüz!

Varlığı içinde nimete hamt et

 

CEHLİ BULAŞTIRMA

İki kapılı bir han dediler, Dünya’ya;

İzine, adına, şanına cehli bulaştırma

Fırsatı ganimet bil, yakasından tut zamanın;

Gariplere, gam kervanına katıl,

Haramı, haramiyi bulaştırma!

 

TERCİHİM FIRAT’A

Tercihim Fırat, binerim kır ata

Bozkır Anadolu’nun ulu şehri

Yürür istikbâle, neslim; Oğuz Ata

Işık, aydınlık taşır; Fırat Nehri

Bir nehir gibi medeniyet akar

Yeni nesil altın kolyeler takar

Anadolu’m seninle şen, Ey Fırat…

 

ŞEHRİN DELİSİ

Sevdalı desinler, şehrin delisi…

Tebessüm eden yüzüne hayranım!

Ararım, nerde bu şehrin velisi…

Dost, dosttan ayrı kalana yanarım

Yanarım, ayrı mı düştü Kale’si

Civan yiğitleri sen de ararım!

 

EDEPLE ÖRDÜM

Servetim, aklım, sağlığım, imanım

Edeple ördüm kale duvarını

Rıza makamına el açtım; aman!

Vuslatım, halk içinde Hak yoludur

Erdemli insan olmak, hayat kavgam!

Tartıya alır, her anı, günümü

İhtiyarım, saçıma yangın düştü

Mizan vakti uykularımı böler