İSRAF DEĞİL Mİ?
Bedrettin KELEŞTİMUR
İsraf sözlükte, “Boşa gitmek, lüzumsuz yere harcamak; saçıp savurmak, gerçek ihtiyacı aşan tüketim, ölçüyü taşırma…”
İsra Suresi 27.nci ayette şöyle buyrulur; “Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir.
Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür”
İktisad, ‘nimete hürmettir’ İsraf, ‘nimeti hafife almaktır’
Elâzığ/ Harput Şehir Tarihi anlatıldığında, bu kadim şehre en büyük kötülüğün, “Harput Valisi Mehmet Reşit Paşa döneminde yapıldığını…” söyleyebilirim. Öyle ki, Vali Reşit Paşa Şehir Merkezini, “1834 tarihinde Harput’ta Mezre’ye taşıyacaktır!”
1800’lü yıllar ve sonrasına baktığımızda, “Harput’ta 28 Mahalle…” bulunuyor. Bunlar arasında, “Ağa Mahallesi, Alaca Mescit, Ahmet Bey, Cami-i Kebir, Esadiye, Ebutahir, Ahi Musa, Hoca Mescidi, Hacdar, Kara Sofu, Kozluca, Kale, Meydan, Müderris, Ortak, Sarahatun, Zahriye, Çelebi…” sayılabilir. Evliya Çelebi, 17. yy’deki Harput seyahatinde; “yüz yirmi adet hanedan hamamları…” olduğundan söz eder. Bu veriler, Harput’un ne kadar ve temiz, bakımlı olduğunun göstergesidir.
Şemsettin Sami’nin Kamusü’l Âlâm isimli eserinde Harput’ta; “90 tane hamam, 2670 ev, 843 dükkân, 10 cami, 10 medrese, 8 Kütüphane, 12 adet han bulunduğu…” yazılıdır.
Şu mekânların varlığı bizlere Harput’un, bir ticaret, bir eğitim, bir sanat ve kültür, ilim ve irfan, münevver insanları bağrında taşıyan, döneminde; sanatın yedi renginde ihtişamının zirvesinde olan bir Kadim bir şehri, “Harput’un gıda ve tarım ambarı olarak bilinen Mezre’ye taşıyın!”
Güzelim Elâzığ Ovasını/ veya Uluova’yı, Kuzova’yı geçen bir asır içerisinde neredeyse katlettik.
1834 tarihinden 90 yıl sonra, 24 Ocak 2024 tarihinde, “Elâzığ Depremiyle birlikte Şehir ağır bir bedel ödüyordu!”
Tarım arazisi üzerinde şehir kurmak… Bağ ve Bahçeleri zaman içerisinde, ‘betonlaştırmak…’ ne demektir? Felakete davetiye çıkarmaktır.
Harput’tan Mezre’ye geldik… Rahat durduk mu? “tarih ve kültür kokan mekânları yıka yıka zamana yolculuk yaptık.
Şehrin merkezinde yer alan, “birbirini dikine kesen cumbalı, avlu içerisinde, gül kokulu bahçeleri, fıskiyeli küçük havuzları, sohbetleriyle bilinen…” Nail Bey Mahallesi, İzzetpaşa Mahallesinden artık eser yok. Rant o kadar başımızı dönderdi ki, sarhoşladık/ afalladık, kendimize gelemedik!
Mimaride zevki, estetiği, inceliği, sadeliği, bilumum değerlerimizden de uzaklaştık.
Nail Bey Mahallesinde sadece örnek bir sokağı, “Kazım Baba Sokağını…” koruyabildik. Kamu ve Sivil o kadar binayı gereksiz yere tıktık ki, düşündükçe hüzünleniyorsunuz!
“Eskiyi yık, yeniyi yap…” felsefesi de, garibime gidiyor!
1970’lerde Elâzığ Şehri, “Metropoliten Şehirlerarasında yerini alıyordu!” Şehrin ufku açıktı. Bilemiyorum, ‘zihin tutulması mı oldu?’ Gelişmeler her zaman için garibime gitmiştir.
Geçen yazımızda, “tarihi Öğretmenevini…’ yazdık. Bu tarihi eser, ‘nesiller arasında bir köprüydü’
Öyle mekânlar vardır ki, ‘canlı birer hafızadır’ Orada, ‘nesillerin hatırası…’ o hatıraların günümüze iz düşümü vardır.
Öğretmen Evi’nin hemen çaprazında, “Beş Kardeşler…” Elâzığ Şehrinin sivil mimaride önemli örnekleri arasında yerini alıyordu. Birçok şey sadece resimlerde yer aldı!
Elâzığ Devlet Su İşleri… Keban Barajının yapıldığı yıllarda, Elâzığ Şehrinin/ veya Türkiye’nin en fazla göze çarpan mekânıydı! O tarihi mekân kimleri ağırlamadı ki… Onu da yeniledik, efendim!
Rahmetli Baba’mın da yıllarca görev yaptığı Elâzığ Orman Başmüdürlüğü binasının yerine de yenisini inşa ediyoruz! Bütün bunlarla, ‘yenileniyoruz…’ Şehir ve insanı, ‘büyük bir değişimi yaşıyor’ Yıllar yılı hafızalarda yerini alan, “hastahane Caddemiz vardı!” Şehrin en hareketli ve canlı/ veya işlet caddesiydi… Elâzığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinin yapılmasıyla birlikte, ‘geçmişin sağlık alanındaki hizmet binalarına kilit vurduk’
Devlet Hastanesini, Fırat Üniversitesine devredebilirdik… Veya sağlık hizmetine devam edebilirdi(?)
Sağlık Sektörünün içerisinde yer alan bir hemşehrimiz, “Elâzığ’da bir yanlışta, Elâzığ devlet hastanesinin milli eğitime devredilmesidir. Şu anda Elâzığ’da 2nci basamak devlet hastanesi sıkıntısı çekiyoruz. Elâzığ 2nci basamak devlet hastanesi olmayan nadir illerden biri!”
Bir yanda İsraf, beri tarafta ise ‘keşkeler’ karşımıza çıkıyor. “Elâzığ’da 2nci basamak devlet hastanesi sıkıntısı çekiliyor’
Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu, “Önce Selâm, Sonra Kelâm/ Önce Refik, Sonra Tarik/ Önce Teklif, Sonra Tenkit!” derlerdi.
Aliya Izzetbegoviç, “Ben olsam Müslüman Doğu’daki bütün mekteplere eleştirel düşünme dersi koyardım. Batı’nın aksine Doğu, bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur!”
Maalesef, günümüzde o zaafları yaşamaktayız… “Eleştirel Düşünce…” bu toplumun genetiğinde yerini almış olsaydı, ‘birçok zaafları/ veya yanlışları…’ günümüzde yaşamayacaktık.
Elâzığ Şehri, içme suyu ihtiyacını, ‘150’nin üzerinde açılan derin kuyuların marifetiyle…’ karşılamaya çalışıyor. Derin kuyuların, gelecek için büyük bir felaket olabileceğini defalarca yazdık. “Munzur Suyu üzerinde…” işbirliğine gidilmelidir. İnancımız, “onların işleri kendi aralarında istişare iledir/ danışma iledir!” şuurunda olmak… Bu şehir daha şimdiden, ‘toplu taşımacılıkta raylı sistemi…’ ısrarla konuşmalıdır. Bunun gibi daha onlarca şehrin ana konuları üzerinde odaklanmalıyız…
Şurası iyi bilinmelidir ki, “her yanlış yatırım vebal olmakla birlikte israfında kendisidir!”
Selam ve muhabbetle