Bedrettin KELEŞTEMUR


RAMAZAN TEFEKKÜR AYI

FİKİR BAHÇESİ


RAMAZAN TEFEKKÜR AYI

Ramazan ayının farklı bir iklimi/ manevi havası var.

O iklimde, büyük bir haz, moral, huzur, güven, buluyorsunuz.

Bu ay içerisinde, insan kendisini daha iyi anlamaya başlıyor.

Ne diyoruz, “kedini bilen hakkı bilir!”

Hayatı bütünüyle tefekkür ediyorsunuz!

Nahl Suresi 61.nci ayette şöyle buyrulur; “Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden (hak ettikleri şekilde) yakalayacak olsaydı (yeryüzü) üzerinde hareketli hiçbir canlı bırakmazdı; fakat onları belirli bir vakte kadar tehir eder!”

Kur’an’ı tane tane, ağır ağır okuyarak sindirmek, ayetler üzerinde tefekkür etmek insanı, iç ve dış dünyasında disipline ediyor.

Hur Suresi 113.ncü ayette şöyle buyrulur; “Zulmedenlere de meyletmeyin! Yoksa ateş size dokunur! Hem sizin Allah’dan başka hiçbir dostunuz yoktur; sonra size yardım edilmez!”

Öyle net kırmızıçizgiler belirli ki, o çizgiler bizlere had ve hukukumuzu bildiriyor.

Tefekkür iklimi bizlere güven aşılıyor. 

Hayatın zorluklarına karşı sabır cihadıyla direnç veriyor. 

Hicr Suresi 56.ncı ayette şöyle buyrulur; İbrahim) “zaten delâlete düşenlerden başka Rabbinin rahmetinden kim ümîd keser?”

Hayatla bütünleşmek, insana dost olmak, hayırda yarışmak ne kadar güzel…

Ramazan Ayı için bizler; Oruç ayı, Kur’an ayı, İnfak ayı, tefekkür ayı dedik…

Hicr Suresi 9.ncu ayette şöyle buyrulur; Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlarda elbette biziz!”

Öncelikle, küfür ne kadar azgınlaşırsa azgınlaşsın, “hak geldi, batıl zail oldu!” Batıl ve onunla birlikte bütün kötülükler yok olmaya mahkûmdur. 

Ramazanlı günlerde, ‘alım-satıma...’ daha dikkat edeceğiz! Kur’an bizleri ihtar ediyor.

Hud Suresi 86.ncı ayeti dikkatle tane tane okuyalım!

“Eğer mü’min kimseler iseniz, Allah’ın bıraktığı (meşru olan kâr) sizin için hayırlıdır. Ben de sizin üzerinize (her fesadınıza mani olacak) muhafız değilim (vazifem ancak tebliğdir) 

Kur’an’da her ayet bizler için bir yandan dersler verirken diğer taraftan da, derdimiz şifadır.

Hud Suresi 75.nci ayette de şöyle buyrulur;

“Çünkü İbrahim gerçekten yumuşak huylu, çok içli (çok ah eden, inleyen) kendini tamamen Allah’a vermiş kimse idi!”

Kendi halimize ve hele ki, ‘günahlarımıza’ derinden ah çekeceğiz! Şu günlerde an be an tevbe edeceğiz. Bizimle birlikte, ‘zamanla inlesin’ 

Kurak geçen yıllar… Bir fani olarak aczimiz ve çaresizliğimizle bizleri yaratana sığınıyoruz. 

Rahmet ayını bir fırsat, bugünleri büyük bir ganimet bilelim…

Hud Suresi 52.ncü ayette şöyle buyrulur;

“Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki, üzerinize semâyı bol bol (rahmet olarak) göndersin ve gücünüze güç katsın! Günahkârlar olarak (haktan) yüz çevirmeyin”

Duanın asıl bereketini görüyor musunuz? 

Yeter ki, gerektiği gibi kulluk görevini yerine getirebilelim!

Kur’an buyuruyor, “iman edenlerle iman etmeyenler bir değildir!”

Hud Suresi 24.ncü ayette, bizlere ibret alacağımız/ dersler alacağımız manalarla hitap ediyor;

“Bu iki zümrenin (mü’minlerle kâfirlerin)  hâli kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. 

Hiç bunlar misalce birbirine eşit olurlar mı? Artık ibret almaz mısınız?”

Yunus Suresi 62.nci ayette de şöyle buyrulur;

“Dikkat edin! Allah’ın veli kullarına hiçbir korku yoktur ve onlar mahzunda olmayacaklardır”

Cenab-ı Allah (cc), insanoğluna; ‘akıl ve irade…’ vermiştir. O akıl ve irade sayesinde iman ve ihlas cephesinde, ‘meleklerden daha üst makamlara da…’ gelebiliyor. Bunun tamamen aksi bir seviyeye de düşebiliyor (aşağıların aşağısı seviyesine) 

Her anımızı, her halimizi tefekkür edelim. 

Kendimizi, ‘tartıya alalım’

Kendimizi, ‘hesaba çekelim’

Ezcümle, ‘sorgulayalım’