Bedrettin KELEŞTEMUR


TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER

FİKİR BAHÇESİ


TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER

Bedrettin KELEŞTİMUR

Anadolu Coğrafyası, ‘dünyanın kalbidir’ 

Öyle ki, ‘üç kıtayı birbirine yaklaştırır’

İlk şehir devletlerinin/ ilk medeniyetlerin üzerinde doğduğu coğrafyadır.

“Üç Tevhit Dininin de üzerinde yeşerdiği/ mümbit bulduğu topraklar!”

Bir söz vardır, “Kafkaslar, Basra, Balkanlar sizlere yakındır!”

Kuzeyinde, Güneyinde, Batısında, Doğusunda, “bir çöp deprense sizleri etkiler!”

Türk Cihan Hâkimiyetinin Kökleri de, Anadolu Coğrafyası üzerinde…

Anadolu’nun sınırlarına baktınız mı?

“Kuzeyinde, Güneyinde, Batısında masmavi denizler…”

Anadolu’da hükümran olmak istiyorsanız, “denizlerde de güçlü olacaksınız!”

Anadolu, Ortadoğu Coğrafyasında stratejik bir konuma sahiptir.

Hafızalarımızı yoklayalım;

“Mondros’tan (30 Ekim 1918) Mudanya’ya (11 Ekim 1922) deriz.

Bu bir milletin, “Milli Mücadele Tarihidir!” 

Sevr Paçavrasından (10 Ağustos 1920) Lozan Antlaşmasına (24 Temmuz 1923) deriz. 

Tarihçiler ne diyeceklerdir; “Sakarya Meydan Zaferiyle birlikte Türk Milletinin 1683 yılında Viyana kapılarından başlayarak Anadolu’ya doğru 238 yıllık gerileyişinin son bulması!”

“Sakarya’nın ayağa kalkışı…” Türk’ün tekrar ayağa kalkışıdır.

Cihana kükreyişidir; “Türk asla esir edilemez!” 

Gazi Atatürk’ün Kahraman Ordumuza bir sözü vardır; “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz!” 

780 bin km2 vatan coğrafyasını bir baştan öte başa gezmenizi, ‘gezerken de asırları birlikte tefekkür etmenizi isterim’ 

Bu coğrafyanın bizim üzerimizde manevi bir cereyanı vardır. Tarihin ibret dolu dersleri sizlere o cereyanı derinden derine hissettirir…

Bu millet, o kadar büyük acılar yaşamıştır ki, ‘o acıları unutmak…’ ne demektir?

Tarihle olan bağların kopması demektir. Gün olmuş, dehşete kapılmışımdır!

Maalesef, “geçmişi çabuk unutan bir milletiz!”

Bu unutkanlık başımıza öyle büyük belalar açmıştır ki, ‘felaketleri davet eder olmuştur’

Yakın tarihimizden bihaber olmak ne demektir?

Nesiller arasında meydana gelen kopukluk! 

O kopukluğun zamana taşıdığı uçurumlar!

Bu ülke insanında, ‘milli tarih şuuru güçlü olsaydı’ içimize sokulmak istenen fitne belasını/veya terör belasını daha rahatlıkla savardık! 

Son elli yılımızı lütfen iyi okuyalım!

Afganistan’ın başına gelenler? 

Körfez krizi ile birlikte Irak’ta başlayan istikrarsızlık dönemi…

2011 tarihinde Suriye’de, ‘iç savaşların başlaması…’ 

Demografik yapısı değişen/ değişime uğrayan Irak ve Suriye toprakları artık küresel bir dünyanın kontrolü altındadır…

Arap Baharı… O rüzgârların getirdiği yıkımlar…

Ve en son olarak Gazze’deki büyük soykırım!

O soykırım karşısında, “AB-D’nin gün yüzüne taşıdığı ittifakı…”

İslâm İşbirliği Teşkilatı, Gazze’de kopan kızıl kıyamet karşısında; 

‘kınamanın ötesinde ne yapabildi?’

Sadece seyirci konumunda! Utanılacak bir tablo… 

Bütün dikkatler nereye çevrilmiş bulunuyor?

“Türkiye Cumhuriyeti Devletine…” 

Artık bütün gayretimiz ne olmalıdır?

Ortadoğu Coğrafyasında Küresel Bir Güç/ veya Aktör Olması…”

Buradan nereye geleceğim?

Akif’in 1913 tarihinde yazdığı bir şiirinden mısralara!

O mısralardaki, ‘tarihi şuura…’ 

780 bin km2’de, 85 milyon insanımızı bir araya getirebilecek, 

 “Milli Birlik ve Beraberlik Şuuruna…” 

O şuurla Akif’i bir daha dinleyelim…

O şuurla, ‘Milletin İradesine…’ sahiplenelim!

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez”

Bizim hala günümüz Türkiye’sinde en büyük mücadelemiz, 

“Fitne/ veya fesat belasıdır!”

Fitne ve fesat belası, Ortadoğu’da; ‘yangının büyümesini istiyor’

Kopabilecek fırtınalara karşı her zaman için hazırlıklı olmalıyız!

Şüphesiz ki en büyük hazırlık, “Bir akıl ve bir yürek olmaktır!”