A’DAN Z’YE TAVRIMIZ
Bedrettin KELEŞTİMUR
Adil olacağız… Adaletli olacağız… Terazinin ibresine dikkat edeceğiz
Birlik şuuruyla, bir olma idealiyle insana merkezli hareket edeceğiz
Çıramızı; insanımız, milletimiz, devletimiz için yakacağız…
Doğru, Dürüst, Duyarlı olacağız… Derdi derdimiz bileceğiz, dertleneceğiz
Eleştirilere açık olacağız… Empati yapacağız… Emaneti koruyacağız..
Fitneye, fesata meydan vermeyeceğiz… Feraset sahibi olacağız…
Fırsatçılara göz açtırmayacağız… Fukara-i Sabiini gözeteceğiz
Gaflet, sosyal depremlere kapı aralar… Gaflete, acze düşmeyeceğiz…
Gıybetten ve dedikodudan uzak, ‘gönüllere’ gireceğiz! Günahlardan kaçınacağız!
Helali-Haramı gözeteceğiz. Himayemizdekilerle helalleşeceğiz… Hırsa kapılmayacağız…
Haddimizi bilecek… Huzura, kulaç açacağız…
İdealizmi elden bırakmayacağız… İhtikâr yapanları dost görmeyeceğiz!
İnsan Hak ve Hukukunu her halükarda koruyacağız!
İhlaslı, İrfan Sahibi, İtimada layık, İyilikleri gözeten bir ruh yapısı…
İkiyüzlülere de, iftiralara karşı da uyanık olalım…
Kul Hakkı ve Kamu Vicdanı… Sırat Köprüsü kadar çetin…
Keşkelerimiz… Öyle sağlıklı, itinalı çalışalım ki, yarın için; “Ah!” çekmeyelim
“Milli Birlik!” Bizlere ‘moral’ veren, ‘mutluluk’ veren çağlayanımız…
“Münafıklar!” bu ülkenin en korkulu/ en sinsi/ kendisini gizleyen düşmanı…
Nifak çıkaranlara da dikkat çekmek isterim…
Niyetlerimiz halis olsun… Nefis mücadelesinden de kaçınalım…
Okuyacağız… Toplum üzerindeki etkilerini çok iyi okuyacağız…
“Otokritik” yapacağız! Özeleştiriden aman ha kaçınmayalım…
“Ölüme dokunur yüreğiniz depremlerle…”
Onurunuz; aczinizle, çaresizliğinizle kırılır…
Paylaşmak… Kalpleri ısındırır… Yaralara merhem olur…
Resimlerin kırık dökük olduğu deprem anı…
Ruhların bedeni yırtmak için zorladığı anlarda…
Rüya âleminden çıkacak…
Sükûtun ruhani derinliğinde, sabır dersi alacak…
Sadakatle hakkın rıza kapısına sığınacak…
Sefih dünyada susuzluğu hissedecek…
Sevgiye merhaba… Selama merhaba diyecek…
Saflara, uzağında kaldığı saflara koşacak…
Sağduyu da, Sulh içerisinde, gönül çırasını yakacak…
Şehir estetiktir… Medine havasını soluklamaktır…
Şura, şehir yönetimini güçlendirir…
Şuur, insani değerleri milletiyle buluşturur…
Şefkat nazarlarıyla şehrimize dost olacağız…
Takva, o dostluğun Hak Katında manevi katığıdır…
Tebessüm eden şehri, tevazu kanatları yükseltir…
Tahammül, İnsanımızın her türlü afetlerle/ belalarla çetin imtihanı…
Tarihler ibreti âlem için yazacak bu çetin imtihanları…
Temiz hislerle hadiseleri tefekkür edecek…
Tevbe vaktidir… Hakka şükür ve niyaz vaktidir…
Uhuvvet dersini de birlikte tekrar yaşayarak öğreniyoruz…
Ülkemizin, Ülke insanımızın ihtiyacı olan ders; Uhuvvet (kardeşlik)
“Vasat Ümmet” veya “Orta Yol” bizlere emredilen yol…
Vatan Şehrimiz; Gönül Coğrafyamın, ‘Vuslat Şehri’
Yolumuzun üzerindeki dikenler, çakıllar;
‘Yalan…’ ve de ‘Ye’is…’ Her ikisi de, Âlem-i İslam’a tuzak...
Zaman… İçerisinde okul, içerisinde ders, içerisinde hikmet…
Zamanla pişecek hamlıktan kurtulacak insan…
Zıtlar İkilem Değil… Bizleri ürküten, “zan besleyenler…”
Zihnimde hep doğrular… Özümden kaynayan sözler…
A’dan Z’ye tavrımız her zaman için nettir…
Sözümüz her zaman için emanettir…
İnsanı bizler, “yaratılanların en şereflisi biliriz!”
“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın…” sözüne amadeyiz!
Güzel ahlak bizlerin hayat serüveni olmalıdır…
Hayırda yarışmak bir büyük azim ve gayretimizdir…
Selâm ve Muhabbetle… Esenlikle kalınız efendim…