BERAT KANDİLİNİ İDRAK EDERKEN
Bedrettin KELEŞTİMUR
02 Şubat Pazartesi Günü, Berat Kandilini idrak ediyoruz.
19 Şubat Perşembe Günü artık Ramazan Ayını birlikte idrak edeceğiz
Berat, ‘temize çıkma, suçsuzluk belgesi, özgürlük” anlamına geliyor.
Birçok İslâm Âlimi, “Berat Gecesi’nde, Kuran-ı Kerim, Levhi Mahfuzdan dünyaya toplu olarak indirilmiştir.”
Şaban ayının 15.nci gecesini birlikte ihya etmek, manevi manada kul olma şuuruna varmak, Ramazan Ayına da, temiz bir gönülle kendimizi hazırlamak... Elbette ki, bizler her geceyi kendimize, kâh Kadir Gecesi bileceğiz. Berat Gecesi’ndeki manevi yıkanmaya yılın 365 gününe de taşıyacağız.
Kur’an’da, Duhan Suresi 2-3 ayetlerde, “Apaçık olan Kitap’a Andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.” Sürekli söylerim, bu toplum ne zaman, “Tefekkür eden…” bir toplum olursa, “Kurtuluşa Doğru…” kapılarını aralar.
Tefekkür, ‘en büyük ibadettir.’
Âli İmrân Suresi 191 ayette şöyle buyrulur; “Onlar ayaktayken, otururken, yatarken hep Allah’ı zikrederler!”
Hadis, “Bir saat düşünce, bir sene nafile ibadetten hayırlıdır!”
Çocukluk yıllarımızı hatırlarım. O yıllarda evlerimizde televizyon yoktu.
Radyolardan ev halkı olarak bir araya gelir. Büyük bir huşu içerisinde, “Kandil Mevlidini…” dinlerdik. Büyüklerimizin ‘gözyaşı döktüğünü…’ görürdük. O manevi huzur evimizin her köşesini kaplardı. Ninemiz büyük bir sükût içerisinde bizlere içmemiz için limonata/ veya gül suyu hazırlardı.
Ah! O geceler, o huzur içerisinde idrak ettiğimiz kandiller…
Hadis, “Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (kandilden sonraki gün)oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah-ü Teâlâ o andan fecir oluncaya kadar; “Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) müptela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim” buyurur.”
Dilek kapılarının açıldığı mübarek bir geceyi idrak ediyoruz.
Berat Gecesi, Hz. Kuran’ın Levh-i Mahfuz’dan, dünya semasına toptan indirildiği gecedir.
Bütün güzel vesileler, sebepler bizler için,
“Haydi Felaha…” “Haydi, Kurtuluşa…” çağrısını duyan yok mu?
Zümer Suresi 53.ncü ayette şöyle buyrulur, “De ki, ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım!
Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ki Allah bütün günahları affeder.
Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Yeis/ veya Ümitsizlik, bizim inancımızda yoktur.
Karamsarlığa/ kötümserliğe hiç yer yoktur.
O sebepledir ki, Müslüman kimliğinde; “Ufuk-Gaye ve Aksiyon insanını…” ararız...
Hadis, “Ben güzel ahlakı tamamlama için gönderildim…”
O ahlak nedir? “Kur’an Ahlakı...”
Bütün korkuları, tereddütleri, kötülükleri, yenen bir ahlak...
Bizim en büyük iki düşmanımız var;
“Kopkoyu cehalet ve onun getirdiği taassup…”
“Fakirlik, Yoksulluk ve Atalet/ tembelliktir…”
İnancımız bizlere ne diyor; Kendi içinizde, ‘selamı…’ yayınız.
Birbirinize, ‘dua ediniz…’
Birbirinizi, ‘seviniz…’
Birbirinize, ‘ikramda…’ bulununuz...
Birbirinize, ‘kin ve öfke…’ beslemeyiniz...
Bütün bunlar nedir? “Fazilet yarışı…”
Müslüman Kimdir?
“Kendisinden emin olunan/ güvenilir kişidir…”
Her zaman için söyleriz,
Sahabe örneğinde olduğu gibi, “Tefekkür eden toplum…” olmalıyız...
Dağlar gibi, “birbirlerine omuz veren…” Asrın ‘Alp’ ve ‘Erenlerini…’ arıyoruz.
O arayış bizlere neleri ikram etmez ki?
İşte, tarihimizde bu milletin yaşadığı, “Yükseliş Dönemleri…”
O dönemin, ‘insan fotoğrafları…’
Onlar, bu dünya arzında “hoş bir seda…” bıraktılar değil mi?
21. asırda, “O sedayla…” buluşmalıyız...
“Beratı…” yani, “Kurtuluşu…” istemek...
Halimizi, bizi Yaratan’a arz etmek, sürekli, “Dua ve Yakarışta…” bulunmak...
Bu, “hal üzere…” hayatı tanzim etmek/ düzenlemek...
Bu millete, bu devlete karşı, sorumluluklarımızı bilmek, “İyi bir vatandaş…” olmak!
Dualarımızda ne deriz; “Yarabbi! Bu dünyada bizlere hayır ve hasenat verdiğin gibi,
Öte dünyada da bizlere hayır ve hasenat ver…”
Her iki dünyayı dengelemek...
Ne deriz, bu dünya, “ahiretin ekin tarlasıdır…”
Ne ekerseniz, “onu biçeceksiniz…”
Zerre kadar, ‘hayır…’
Zerre kadar, ‘şer…’ sizlerin önüne gelecektir.
Sürekli, “akıbetimiz hayır ola…” deriz!
Her zaman için, “tefekkür toplumu…” deriz.
O toplum kendi içerisinden, “Aksaçlı, bilge, kâmil insanlarını da…” çıkaracaktır, şüphesiz!
Kandiliniz mübarek olsun. Allah, akıbetimizi hayırlara vesile kılsın (âmin)