BÖLÜNMEYİN… PARÇALANMAYIN…
Âl-i İmrân Suresi 103.ncü ayette şöyle buyrulur;
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.”
Camide imam namaza durmadan önce cemaate şöyle seslenir; “Saflarınızı sıklaştırınız!”
O safları gerçi hayatın her safhasında sıklaştırmalıyız. “Birbirine omuz veren dağlar misali…”
“Bölünmeyin” Şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Fırka fırka bölünmeyin, parçalanmayın!
Devlet kudreti kayar elinizden
Kötü sözler çıkmasın dilinizden
Kimseyi alay ederek anmayın!
Hak bildiğiniz yoldan da dönmeyiz
Gönüller incinmesin halinizden
Sevgiler bağımız, şefkat ağımız!
Ebede yol, dağlar ötesi ufkumuz”
Bir ve beraber olursak, ‘fetih kapıları da bizlere açılır’
Gün bizimle daha ışıl ışıl doğar… İçeride güçlü olursak, dışarıya karşı daha emin ve güvence altında oluruz!
Duamız nedir, “Yâ Rabbi! Hanemize, hanelerimize birlik ve dirlik ver. Devletimize, milletimize, ordumuza birlik ve dirlik ver. Birlikte rahmet, ayrılıkta azap var. Yârabbi! Bizleri rahmetinden azabına gidebilecek yollara duçar kılma” (âmin)
DÜNYA HAYATI
Hadid Suresi 20.nci ayette şöyle buyrulur;
“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür, aranızda bir övünmedir, mallar ve evlad hususunda birçokluk yarışından ibarettir. Bir yağmurun misali gibidir ki, (bitirdiği) bitkisi, ekincilerin hoşuna gider; sonra kurur da onu sararmış görürsün, sonra da kuru bir çöp olur!”
Bizler gibi, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirenler; şöyle bir, zaman tünelinden yürüyerek hayat serüvenimize bakıyoruz. Sevinçlerin, acıların içiçe olduğunu görürsünüz. Çocukluk farklı bir fıtrat, gençlik daha farklı ve hele 40’lı yıllardan sonra ayakları yerlere basmaya başlayan daha olgun, daha durgun, daha anlayışlı bir dönem…
Ninniler, Masallar, Hikâyeler, Efsaneler, Destanlar bizim ruhumuzdan tütüyor, değil mi?
Her birinde farklı sahnelerle karşımıza çıkan bir oyun vardır, bir eğlence vardır. Çocukluğumuzda hayal ederiz, ‘en güzel oyunları oynamayı…’ O oyun içerisinde süzülerek akıp giden bir hayat!
Köklü bir maziden daha güçlü bir atiye doğru yolculuk… O yolculuğun, maziyi temsil eden ihtiyarı vardır. İhtiyarların duası vardır, yakarışı vardır. Bir dağ gibi dururlar onlar. İhtiyar bizim kültürümüzde sözleri dinlenen, “aksaçlıdır’ Yaşadığımız anı temsil eden genci vardır/ aklıselim insanları vardır. Ve netice de atiyi temsil eden çocuklar…”Dünya iki kapılı han…” Dede’m Korkut ne diyorlar; “Ölümlü Dirimli Dünya!” Bir yanda gelip konanlar, beri tarafta göçenler… Kur’an o kadar veciz bir şekilde özetlemiş ki, hayat serüvenimizi… Her ayet üzerinde oturup tefekkür etmeliyiz.
YERLER VE GÖKLER TESBİH EDİYOR…
Hadid Suresi’nde şöyle buyrulur;
“Göklerde ve yerde ne varsa, Allah’ı tesbih etmektedir. Çünkü O, Aziz (kudreti daima üstün gelen)dir, Hâkim (Her işi hikmetli olan)dır.”
Bütün Müslümanlar, “Kâbe’ye yönelir…” Allah-ü Ekber sedasının hiç kesilmediği mükemmel bir rahmet halkası… Kâh kıyam da, Kâh rükû da, Kâh secde de, ‘nefes nefese, soluk soluğa bir büyük derya…” Bir büyük zikir halkası… Kâinatta en küçük bir zerre bile, ‘tesbih halindedir’
Elektronlardan aya, yıldızlara, güneşe kadar kendi menzilinde konaklar tayin ederek dönmekte!
Tur Suresi 4.ncü ayette şöyle buyrulur;
“Ve (gökte meleklerin tavaf ettiği) Beyt-i Memura!”
Gözlerinizi gök kubbeye çevirdiniz mi? Ondaki ihtişama gözleriniz kamaştı, değil mi?
Mülk Suresi 3.ncü ayette şöyle buyrulur; “O yedi göğü tabaka tabaka (birbirleriyle ahenkli) olarak yarattı!” Yüce Yaradan, tefekkürle birlikte bizlere, “Okumayı emrediyor!”
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı bir alak’dan yarattı. Oku! Çünkü Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O kalemle öğretendir. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.”
Kur’an buyuruyor, “Ancak akıl sahipleri anlar!”
İnancımız ne diyor, “Bir âlimin ölmesi gibidir!”
Zümer Suresi 9 ayette de şöyle buyrulur; “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu hiç!”
Sürekli yeni bilgilere yöneleceğiz. Bilgide, öğrenmede, ‘zamanla yarışacağız’