DÖNÜŞ VAR
Köye, toprağa, sılaya dönüş var
Şehirden, kâbustan, dertten kaçış var
Dünya dönüyor, doğudan batıya;
Halden hale eskiye dönüş var
Uygarlık, edeple insan olma da;
İnsanlık aslına rücu etmede!
İSTERİM
Kalbi sükûn, kalbi huzur isterim
En darda yoldaşım, ‘Hızır’ isterim
Gönül gibi bir dost, vezir isterim!
Söz ile özüme nazir(e) isterim
Hasbi niyet, duadır her talebim
İNDİK AT SIRTINDAN
İndik at sırtından, arabaya bindik
Çıktık çadırdan, taş, beton evlere…
Aşınarak, yozlaşarak taşındık!
Cenk meydanında fetihlerle şendik;
Ne fetih, meydan; anılarda andık!
İTİRAZIM VAR
İtirazım var, bin türlü bahaneye
İlkelerini tek-i diyar edenlere
Korkak, ürkek, mıymıntı, pısırık
Aydın diye geçinen yüreksize
Yüksek bir ahlak, moral isterim
Hasbihal içinde sual isterim
Titreyen bir vicdan gönül isterim
Sevgiye el açacak gül isterim
DERT İLE DERMAN
Bir yanda acı, bir yanda sevinci
Dert ile dermanı düşünür insan!
Bir yanda ihlas, bir yanda kazancı
Halk ile helâli arzular insan
Hak ile imanı düşünür insan
ŞİİR NEDİR?
Şiir nedir, sırrını bilen var mı?
İhlas ile gönlüne dönen var mı?
İlim, Hikmet, İhsan, Marifet Yolu;
Resul Yolunda, “Hasan” olan var mı?
YOLCULUK
Ankara Başkent’ten, vuslat şehrine
Kızılırmak’tan Fırat’a yolculuk
Fırat’ın koynunda, cennet bahçesi
Gönül şehri Elâzığ’a yolculuk
Hacı Bayram Veli’nin selâmıyla
Belek Gazi diyarına yolculuk
Bu yollardan kim bilir kimler geçti?
Her menzilde konar-göçer yolculuk
İnsan fıtratıyla yaşar yolculuk
RENKLER
Yeşil, mavi, hâki renklerin anası
Sarı boyun eğmiş, buğday başağı
Beyaz bir kartopu, barış sancağı
Deniz mavi, gök mavi ben ordayım
Ufkun birleştiği yerde, Turan’da…
AYRILIK YARAMDIR
Dışıma bakma, içim yanar benim
Dert elinden yüreğim kanar benim
Gözlerim yaşlı, gönlüm pınar benim
Ayrılık yaramdır, halim yamandır
SİYASET
Siyaset mi, maşeri vicdanı delik deşik etti!
Mazlumun hevesini, kaprislerine esir etti
“Her gurup kendi çevresiyle hoşnut olmakta”
Sözüm altın diyerek, çevresine beşik etti
KÂİNAT
Bir kitaptır kâinat, her ayette hakikat
“İlimsiz hayat” İslâm’a kurulan barikat
Gönül gözü peygamber, nuru arayan nesil;
Asrımız sana muhtaç, seninle ebed kalır!
İLİM
İlim, “Müslüman’ın yitik malı” denildi
Akılsız baş, bedenin hamalı” denildi
İbret almayana şu dünya zelil- rüsva;
Amelsiz ilim hiç olmamalı denildi
DEĞİŞMEYEN TAASSUP
Babanın mirasını, kendi varisleri yer
Siyaset ikbalini, ilham perileri yer
Bir devri daim dünya, sahneler değişmekte;
Değişmeyen taassup kendi kendisini yer
ULU FETHİN SURLARI
Şehir şehir dolaştım, yollar aştım!
Soluklandım manevi ikliminde
Ulu Fethin surlarını dolaştım;
Dokunmuş nakış nakış kiliminde
Yüreğini gözyaşına taşımış!
BÜTÜN YÜZLER
Gençlere gün uzun, bizlere kısa
Zaman, soğuk bir esintiye döner
Ölüm haktır, budur ilahi yasa;
Bütün yüzler döner, Mevla’ya döner
KİMİN FERMANI
Kimin fermanı ıslahat
Yüz elli yıllık maslahat
Yakarışımız Huda’dan,
Bizi hayırla islah et
SÖZ YERE DÜŞERSE
Söz, özünden gelmezse yere düşer!
Gönül kırılır hale, dara düşer
Söz yere düşerse, dost acı söyler
Misakını bozanlar, nara düşer!
EYÜP’TE OLMAK
Eyüp’te bin dört yüz yılı yaşamak
Fethi sırlarıyla güne taşımak
Misafiriyiz, Eyüp’te Ensar’ın!
Resul’ü misafir eden Sahabe
Fethi Mübin’i eylemiş gülzarın
Kokusunu alır; Bedri’n, Uhut’un
İstanbul’un vatan yapan ahitin
BİRAZ TEBESSÜM
Biraz tebessüm, birkaç yudum kahve
Soğuk duvar gibi durana, vah be!
Dosdoğru bir yolda, ahde vefa
Gönüller muhabbetle bulsun sefa…