Tahsin ÖTGÜÇ - Emekli Müftü

Tarih: 07.08.2025 19:48

HUKUK TOPLUMSAL HUZURUN TEMİNATIDIR

Facebook Twitter Linked-in

HUKUK TOPLUMSAL HUZURUN TEMİNATIDIR

 

Hukuk, toplumu meydana getiren bireyler arasında ilişkileri, düzenler. Söylem ve eylemlerin belli kurallara bağlı kalarak tezahür etmesine yol gösterir. Toplumun huzur ve güvenliğini bozacak, insanların hak ve hürriyetine zarar verecek davranışları müsaade etmez.

Hukuka uyularak yaşanılan yerlerde karşılıklı saygı ve sevgi, huzur ve mutluluk vardır. İnsanlar geleceğe güvenle bakar. Yardımlaşmama ve dayanışma duyguları gelişmiştir. Hukuka uyulmadığı yerlerde sözünü ettiğimiz tablodan bahsedilemez. Günümüz dünyasında meydana gelen toplumsal olaylar, her şeyi çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Allah kuranında “Ey müminler! Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’ın (azabından) korkun. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır” buyurmuştur. Maide, 8.

Yeryüzüne baktığımızda hemen hemen her gün veya her saatte hukuk dışı bir eylemin olmadığı bir gün yok gibi. Sanki insanlar bu dünyaya insanlık için faydası olmayan söylem ve eylem için gelmişler. Ebetteki hiçbir kimse stresten, insana yakışmayan davranışlardan hoşnut değildir. Çünkü bu durum hayatın akışını olumsuz yönde etkiler. İnsanlar gelecek için plan ve program yapamaz hale gelir.

Her insanın istek ve arzusu, huzurlu bir ortamda geleceğe güvenle bakabilmektir. Söz konusu ortama kavuşmak çok zor da değildir. Hukukun ön gördüğü kurallara uyulduğunda her şey kendiliğinden düzenli hale gelebilecektir. Allah kuranında “Allah emanetleri ehline vermenizi emrediyor. İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki, Allah, her şeyi işiten ve bilendir. Buyurmaktadır. Nissa, 58.

Hukukun olmadığı yerde, birlik ve beraberlik, huzur ve güvenden bahsedilemez. Hukukun üstünlüğü yerine, güçlünün hukuku hâkim olduğunda toplumsal huzur ve barışın varlığından söz edilebilir mi? Evrensel hukuk kuralarına uyulmadığı devlet arasında savaşların çıktığını, insanların konuşmaları yerine silahların konuştuğu ortamları görmek mümkündür. Hiçbir hukuk ve kural tanımadan canı istediği gibi etrafa saldıran istediği ülkeyi işgal edebilen, Sivil ve masum halka savaş açıp toplu katliam yapan İsrail’e karşı dur diyen olmadığı müddetçe, medeniyetten, hukuktan bahsedile bilinir mi? Bu tablo 21. Yüzyıla yakışmadığı bir gerçektir. İsrail’in bu kural tanımadan işgal ve saldırganlığı, dünyanın hiçbir tarihinde vuku bulmuş değildir.

Yapılması gereken hukuk çerçevesinde mücadele ederek masum ve mağdur topluma yardım etmek gerekir. Bu, insani ve İslami bir görevdir. Allah kuranında “Ey iman edenler, adaleti ayakta tutan, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Kendiniz, Ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın” buyurmaktadır. Nisa, 135.

İnancımız gereği biliyoruz ki, Allah’ın murakabesi altındayız. Manevi kamerayla takip ediliyoruz. Yapıp ettiklerimizden mesulüz. Üç kuruşluk dünya için ebedi âlemi perişan etmek, aklıselim insanın işi değildir. Sadece kendimizin huzurlu ve mutlu olması yetmez. Önemli olan toplumun huzur ve mutluluğudur.

Tahsin ÖTGÜÇ-Emekli Müftü


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —