Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 02.06.2023 20:54

İKİ ÖNEMLİ TEKLİF

Facebook Twitter Linked-in

İKİ ÖNEMLİ TEKLİF

Bir gönül insanı Muş Alparslan Üniversitesinin 2 dönem Rektörlüğünü yapan Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat’ın çok önemli gördüğüm çağrısını sizlerle paylaşmak istiyorum;

"Tüm Elâzığ severleri bir araya toplayan, merkezi de Ankara’da bulunan vakıf nitelikli bir cemiyet teşkil edilmelidir. Akarı da bulunan bu vakfın mütevelli heyetinde sadece sivil isimler değil, Elazığlı olsun olmasın il içinde ve dışında görev icra eden Elâzığ sevdalısı bürokratlarda yer almalıdır. İldeki değişimle doğal olarak bu isimler değişmelidir. Valilik, Rektörlük gibi önemli temsil makamları bu vakıfta olmalıdır.

Bir de hayalim; 1071 Malazgirt ve Sultan Alparslan Vakfı… İstanbul’da mukim Muşlu ve Elazığlı hayırseverlerimiz el atsa da ne de güzel olur! Nasıl ki, Azerbaycan bizim yurt dışında canımız, ciğerimizse aynı şekilde Muş ve Malazgirt’te yurt içinde bizim canımız, ciğerimiz, emanetimizdir. Ümidim odur ki yazdıklarımda yazdıklarınızda kamuoyunda makes bulur…”

Sayın Polat’ın bu içten, samimi, yürekten coşkulu tekliflerini okurken gözlerimin önünde derhal bir mütevazı insan canlandı… Rahmeti İrfan Fethi Gemuhluoğlu…

Aslen Elâzığ Ağın İlçesi Gemuhu Köyünden… Bir ömrü gelecek nesillere vakfeden bir kahraman insan… Bab-ı Ali’de bu abide şahsiyete, “Fethi Ağabey...” dediler

Hizmet sevdalısı bu yürekli insana, “Türkiye’nin Muhtarı...” dediler

Bir nesil üzerinde titreyen, ‘sevda muallimi...’ oldular.

En büyük sevincim şudur ki, “bu coğrafyada yürekli insanların varlığıdır!”

Bu yürekli insanımızda, tıpkı Fethi Gemuhluoğlu’nda olduğu gibi, “toprağın kokusunu aldım.”

Anadolu’yu vatan yapan o asil ruha bir daha şahit oldum. 

Anadolu Coğrafyasında, huzurun sigortası mütevazı şahsiyetlerdir

Hadis, “Bir milletin efendisi, onlara hizmet edenlerdir” 

Su taşıyan sakalar, omuzlamış cennet testilerini. 

Bezm-i Elest süslemiş rüyalarını. 

Cennet Mekan Gemuhluoğlu’nun gayretleri müthiştir. 

Kendileri aslında, ‘Hayratın görünmez payitahtı olmak isterler.’ 

Fethi Gemuhluoğlu’nda devlet gibi bir yürek vardır. 

Bir ömür boyu zevkle, huşu içerisinde, milletinin mihnet küreğini çekmişlerdir. 

İsmi ile müsemma, irfan mektebinin fanusu olmak ne demektir? 

Türkiye’nin muhtarı Gemuhluoğlu ağabeyimiz, 

“İnsana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak, tarihe dost olmak, 

Kendi vücuduna dost olmak, komşuya dost olmak gibi kademe kademe, 

Ama entegre, bir bütün içinde bütün dostluklar söylenmeye mecburdur.” 

Dost, bütün zerrelerin kemal halidir… 

                Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Fethi Ahmet Polat’ın teklifleri bizleri yıllara taşıdı…

Ankara’da bizim gönül evlerimiz var. İstanbul’da hakeza…

1990’lardan günümüze kadar o kadar çok organizasyonların içerisinde yer almışız ki…

Bütün bu organizasyonlar, ‘yaşadığımız coğrafyaya, şehrimize olan dostluklar sayesinde…’

Şehrin ufuklarını kâh Anadolu Coğrafyasına… Kâh gönül coğrafyamıza açmışız…

“Uluslararası Hazar Şiir Akşamları… Türk Dünyası Hizmet Ödülleri… Kardeş Şehirler Projeleri… Kurultaylar… Bilgi Şölenleri… Harput’u geleceğe taşıyacak kapsamlı çalışmalar…

2023 ve sonrasında, geliniz birlikte; ‘yeni sayfalar açalım’ 

Şehrin kalkınma stratejilerinde yeni hedefler belirleyelim…

Burada hemen ifade etmeliyim ki, “ortak bir akla, ortak kanaatlerin oluşmasına ihtiyaç var…

Bizim samimi ve dürüst olarak dileğimiz, ‘gönül evlerimiz’ olarak nitelendirdiğimiz Vakıflarımızla, Derneklerimizle birlikte; oradaki yılların vefalı dostları ile birlikte daha mükemmeli yakalamaktır… 

Kendi kökleriyle bütünleşen/ hayırda birbirleriyle yarışan/ Sıla-i Rahim yapan anlayışa şehir olarak da; birlikte katkıları bir kartopu misali büyütmek çabası… O çabayı şehrin bütün katmanlarıyla birlikte gösterelim… İnancımız, “Onların işleri kendi aralarında danışma iledir!” 

Birbirimize, “danış ve tanış olalım!” 

Bir nehir misali duru, berrak bir ahenkle geleceğe doğru akalım!

“Seyreyle aşk nehrini bozkırlara can verir!” 

Toprağına, suyuna, havasına dost ve sevdalı bir nehir olma gayreti…

İçerisinde yaşadığımız şehri, 10 yıl, 30 yıl, 50 yıl sonrasına taşıyacak irade…

İçerisinde yaşadığımız şehirde önemli hiçbir emek/ göz nuru/ çalışma akim kalmasın! 

Bizim yegâne teklifimiz nedir, “fikri ve edebi mahfillerin zenginleştirilmesi…” 

Daha duyarlı, daha istikrarlı ve kararlı bir donanıma ulaşmasıdır.

1071 Malazgirt ve Sultan Alparslan Vakfı… 

Şimdiye kadar böyle bir vakfın hayatiyete geçmemesi bile bizlerde bir burukluk meydana getirdi.

2007-2008 Yılları, “Tarihi İki Şehrin Elâzığ- Muş Buluşması…”

Her iki ilimizin Valileri, Belediye Başkanları, Rektörleri, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Basını…

Her iki şehrimize de, büyük katkıları olmuştu…

Malazgirt Zaferinin 937nci yıldönümü de, Elâzığ- Muş İllerimizin birlikteliği ile üst seviyede idrak edilmişti… Malazgirt, bu milletin 952 yıldır tefekkür dünyasında, nesilden nesle yaşatıla gelmiştir. Ecdada karşı görev ve sorumluluklarımız olduğunun da şuurundayız.

Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, bizlere geleceği işaret ediyorlar. Her iki ilimizin de, “hizmet sakalarına ihtiyacı var…” 

Şunu da ifade etmeliyim… Elâzığ Şehrinin 580 bin civarındaki nüfusun bir o kadarı da, başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere Anadolu Coğrafyamın dört bir yanında kültürünü muhafaza ederek yaşamaktadır… 

Çağrımız nedir?

Geleceği birlikte/ topyekûn olarak/ marka değerlerimizi de oluşturarak; istişare kültürü çerçevesinde

Bir bütün içerisinde değerlendirelim…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —