Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 20.07.2023 21:29

MALAZGİRT-1071’E YAKIŞIR

Facebook Twitter Linked-in

MALAZGİRT-1071’E YAKIŞIR

Sultan Alparslan, “Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.”

Sürekli millî şuurdan bahsederiz. 

Millî Şuur nedir, “bir insanın mensup olduğu veya mensubiyet duyduğu milletin bütün değerlerine sahip olma iradesi!”

Fethi Gemuhluoğlu, o iradeyi dost kavramıyla o kadar güzel formüle ederler ki,

“insana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak, tarihe dost olmak…

Kendi vücuduna dost olmak, komşuya dost olmak gibi kademe kademe, ama entegre bir bütün içinde bütün dostluklar söylenmeye mecburdur.”

Malazgirt’ten vatan coğrafyasını daha berrak okuyabiliyorum;

“Dost, bütün zerrelerin kemal halidir!”

Malazgirt-1071 zaferinin üzerinden 952 yıl geçmiş…

Anadolu’yu bu millete ebedi vatan yapan o şanlı zaferi bizler, “edebi eserlerle taçlandırmalıyız!”

Yıllardır düşünürüm, “Malazgirt-1071 Uluslararası Şiir Akşamları…” niye yapılmaz? 

Artık, Malzgirt-1071’i bir dantel misali işlemeliyiz. Sanatın yedi rengiyle gökkuşağı oluşturmalıyız.

Mehmet Emin Yurdakul, 

“Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;

Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet, 

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!”

Malazgirt-1071, zaferlerin anasıdır. Başımızın üzerine taç yapmışızdır…

Tarihçilerimiz var olsunlar; çok nezih eserler ortaya koydular. 

O eserleri büyük bir zevkle okuduk.

Edebi alanda; roman, hikâye, fıkra, tiyatro, şiir…

Ve özellikle de günümüzde teknolojinin imkânlarını kullanarak çizgi filmler, resimli romanlar, senaryolar vesaire…

Dünü, bugünlere taşımak… Taşımak kadar ruhumuza ısındırmak…

Elbette ki, “tarihi kahramanlarıyla birlikte yaşamak!”

Yahya Kemal’in, “Malazgirt!” için yazdığı gazelde, bir ruh gezintisi vardır; 

 “Taa Malazgirt Ovasından yürüyen Türkoğlu

Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu…

 

İklim-i Rûm’u tuttu cihangîr savleti 

Târih o işte gördü nedir şir savleti

 

Titretti arş ü ferşi Malazgirt önündeki

Çûşu huruş-ı rahş ile şemşir savleti 

 

On yılda vardı sâhil-i Kostantaniyye’ye 

Tekfûrlar diyârını teshir savleti 

 

Ey şanlı cedd-i ekberimiz, âb-ı tîgının

Bî hadd imiş güneş gibi tenvir savleti

 

Tasvîr eder mi böyle şehinşâh’ı ey kemal 

Şimşekten olsa şi’rde tâbir savleti”

 

Yahya Kemal derki, “Prof. ve müverrih Camille Jülian’ın bir cümlesini okudum. Bu cümle benim milliyetimizin ve vatanımızın teşekkülüne dair dağınık düşüncelerimi birdenbire yeni bir istikamete şevketti. Camille Jülian’ın cümlesi şuydu; “Fransız milletini bin yılda Fransa’nın toprağı yarattı”

Düşünmeye başladım; acaba bizi de Malazgirt’ten, 1071’den sonraki sekiz yüz senede Türkiye’nin toprağı yaratmamış mıydı?”

Malazgirt muzafferiyetinin neticesi olarak, on sene sonra Anadolu fatihi Kutülmuşoğlu Süleyman’ın Türk atlılarıyla – şimdi Bağdad caddesi dediğimiz yoldan-1081’de Üsküdar’a gelişine kadar düşündüren bir vakıadır.

Ayasofya kubbesini, Üsküdar’dan dünya gözüyle gören ilk Türk ordusu budur!”

Yahya Kemal’e ait bu ifadeleri okurken bir an dalıp gidiyorsunuz! Malazgirt’te, Allah Resul’ünün müjdesi vardır. Süleyman Şah’ı kanatlandırarak Üsküdar’a kadar getiren o müjdedir…

O müjde, “İstanbul’un fetih müjdesidir!”

Rahmetli Ahmet Kabaklı, “tarihin seyrini değiştiren büyük zaferleri anlatırlarken; Malazgirt- 1071, İstanbul’un Fethi (1453), tarihin zor geçidi Çanakkale ve milli mücadele yıllarını anlatırlarken, “Alperen ruhundan” bahsederlerdi.”

O şuuru, “9 asrı tefekkür ederek yaşamak” geleceğe uyanmaktır.

Allah Resul’ü, “şiirde hikmet vardır!” buyuruyorlar.

Allah Resul’ünün hırkası kimin omuzlarında?

Kaside-i Bürde’nin Yazarı Kâ’b bin Züheyr’in omuzlarında… 

Şiiri, Sanatı, Edebiyatı, Musikiyi bu millete sevdireceğiz. 

Bu milleti evladı, ‘derin bir ufka sahip olduğunu anlayacak’

Destan Şairimiz, “Malazgirt Destanını…” o kadar güzel tasvir eder ki,

“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma

Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler

Ya Allah… Bismillah… Allahuekber”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Malazgirt, öncesine baktığımızda Mekke, Kudüs demektir; sonrasına baktığımızda; Bursa, Edirne, İstanbul, Rumeli, tüm Balkanlar demektir”

Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya’yı dinleyelim;

“Torunlarım dört yana, kol kol gitsin;

Malazgirt’ten İstanbul’a yol gitsin!

Gelip sana çarpan gücü, yavaştan

Anlamazsa, haritadan sil gitsin!

 

Şehitlerim, Allah’a al al, gitsin

Yaralıma su verene bal gitsin!”

 

Malazgirt-1071’e neler yakışmaz ki! 

Sanatın yedi rengiyle Malazgirt-1071’i gönüllerde bir büyük sevda havzasına dönüştürelim.

Bu ülkenin, bu ülke insanının, “muhabbet iklimine…” o iklimin gönüllerde yeşermesine o kadar çok ihtiyaç var ki, geliniz birlikte; “Malazgirt Destanına…” Güldesteler kazandıralım/ veya ikram edelim… Bilhassa şiirin gücüyle “gönül yolculuğuna…” başlayalım.

Selam ve muhabbetle


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —