Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 01.05.2023 18:21

SAMSUN’DAN ANKARA’YA

Facebook Twitter Linked-in

SAMSUN’DAN ANKARA’YA

23 Nisan 1920 Tarihinin üzerinden 103 yıl geçmiş bulunuyor…

T.B.M.M.’nin açılışının 103.ncü yılını idrak etmekteyiz. 

Türk Milletinin Bağımsızlığını, Hür İradesini İlan ettiği tarihtir…

Tarihi çok iyi tefekkür etmeliyiz. Tarihi, sindirerek okumalıyız.

Tarihi okurken de, yüreğinizle zamana dokunmaya çalışınız!

Yazımızın başlığına, “Samsun’dan Ankara’ya…” dedik.

Haydi geliniz birlikte tarihi serüvenimizi bir daha yaşayalım…

19 Mayıs 1919’dan, 27 Aralık 1919’a… 

Samsun’dan Ankara’ya  ‘tarihi serüven’

O tarihi serüven, Milletin kendi istiklaline yürüyüşü…

Kurtuluş Savaşının temellerinin atıldığı, TBMM’nin kuruluş çalışmaları,

Ki, 23 Nisan 1920’de TBMM’si açılacaktır… 

13 Ekim 1923 tarihinde, Ankara Başkent olacaktır.

Mondros’tan (30 Ekim 1918) Mudanya Mütarekesine (11 Ekim 1922)

Bu tarihler, bir milletin; ‘Milli Mücadele Tarihidir’

Mudanya Mütarekesinden bir yıl sonra İstanbul,

6 Ekim 1923 tarihinde düşman işgalinden kurtulacaktır!

1.Dünya Savaşı sonrasında, İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmp. Hükûmeti arasında, 

Sevr Antlaşması ( 10 Ağustos 1920) imzalanacaktır!

Milli Mücadelenin (Kurtuluş Savaşı) devam ettiği yıllardır.

Tarihin en karanlık yıllarıdır…

15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e girecektir…

Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya işgal edilecektir!

“19 Mayıs 1919 Samsun’dan 27 Aralık 1919 Ankara’ya…”

Bu tarihi serüvende çok hızlı bir toparlanma dönemidir;

22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi…

23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi…

04 Eylül 1919’da Sivas Kongresi…

Milletin iradesi,  “Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür…”

27 Aralık 1919 tarihi ve sonrası…

Milli Mücadelenin merkezi, Ankara olacaktır…

TBMM’si, ‘Milli Mücadeleyi kararlılıkla Yöneten…

Cumhuriyeti bu millete kazandıran Meclis…

Dahası, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren,

“Ekonomik istiklal mücadelesini veren Meclis…”

 

Ankara’nın Başkent oluşu…

O, ‘oluşa’ bu milletin manevi rıhtımı da diyebiliriz…

Müştak Baba, 1759-1832 yıllarında yaşamış bir sufi şair.

Bu zat, Ankara’ya uğrar…

Hacı Bayram Veli’nin türbesini ziyaret ettiği sırada,

Gönlünü dolduran ilhamla, ‘asırlara seslenir’

O seslenişte, Ankara’nın Başkent olacağı müjdesi vardır.

Müştak Baba şiirinde;

“Me’va-yı nâzeninde kim elf olursa efser

Lâ-büdd olur o me’vâ İslambol ile hem-ser

 

Nun vel kalem başından alınsa nun-ı Yunus

Aldıkça harf-i diğer olur bu remz azhar

 

Miftah-ı Sûre-i Kaf serhaddi kaf ta kaf

Munzam olunmak ister ra-yı Resûl Peygamber

 

Hay huy ile ahir maksud oldu zahir

Beyt-i veliyy-ül-ekrem el-hâc iyd-i ekber

 

Ey pâdişah-ı fahham sultan Hacı Bayram

Ruhan ister ikrâm Müştâk abd-i çâker”

 

Ebced Hesabında şöyle ifade edilir;

Efser’den, Türkçe “A” harfi karşılığı

Nun’dan,  Türkçe “N” harfi karşılığı

Kaf’dan,  Türkçe “K” harfi karşılığı

Resul’dan,  Türkçe “R” harfi karşılığı

Hay’dan,  (ismin “e, a” hali karşılığı

 

elf…………………..1000

(Elif)……………        1

(Fe)………. ……      80

s (Sin) …….. …….     60

(Rı)……………..    200

elf (1000)  + efsr (341)….. 1341

 

İstanbul’un fetih müjdesini, Sultan Murad’a Hacı Bayram Veli verecekler.

İstanbul’un fethini ne sizler ve ne de ben dahi görmeyeceğim…

Bu kutlu fethi, “şehzadeniz Mehmed ile bizim Akşemseddin’e nasip olacaktır!”

Hacı Bayram Veli’nin mürşidi Şeyh Hamidi Aksarayi (Somuncu Baba) dır.

Somuncu Baba’yı, Bursa Ulu Cami’nin açılışındaki, ‘ruhani iklimden’ biliyoruz.

Ulu Cami’de, ilk hutbeyi okuyacaklar. Bu hutbe de, Fatiha Suresini;

‘yedi manada tefsir edecekler’ Bu tefsirde herkes nasibine düşeni alacaklar.

“Samsun’dan Ankara’ya…”  o tarihi serüveni düşünmenizi isterim…

O serüvende, “bin yıl İslam’ın bayraktarlığını yapan bu milletin…”

Şehadet yolculuğudur, efendim…

Nisa Suresinin 69. Ayetinde ne buyruluyor;

“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar,

Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu;

Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir.

Bunlar en güzel arkadaştır”

Anadolu’nun manevi iklimi bizleri sürekli tefekkür ettirir…

Aklımızdan, fikrimizden, zikrimizden o ruhani iklimi çıkarmayalım…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —