SEN İNSAN MISIN?
Bedrettin KELEŞTİMUR
Sen insan mısın, nerden bileceğim?
Yüzündeki karayı nasıl sileceğim?
Sevgi, saygı, acıma, şefkat, gözyaşı…
Hissize, çığlık çığlığa güleceğim(?)
Acı, acı gülmesem cinnet geçireceğim!
Bilerek, ‘soykırıma destek vermek’
Arsıza, “zalim bey” diyeceğim!
Firavun asrı, yeniden doğuyor mu?
Bileniniz, Gazze’ye bakarak söylesin!
İNSANLIK KAYIPLARDA
Ağlıyorsun değil mi, hem de içten
Doğu Türkistan, Kerkük, Filistin’e
Gözyaşına yüreğin uzanır mı?
Daha nice mazlum vatan iline…
Vur düşman vur, uyandır uyuyanı!
Eski yurt, yeni yurt dört bir yanı,
Huzurun adı yok; kan ve gözyaşı
Sileni de yok, dinleyeni de yol
Feryadını duyanı, anlayanı…
Kulak vereni de kayıplarda!
İnsanlık feryadıyla kayıplarda…
“KALKINMA” BU ŞEHRİN SEVDASI OLSUN!
“Kalkınma” bu şehrin sevdası olsun
Sevdamız, Ferhat kadar güçlü olsun
Işık; huzurun, bereketin adı…
Adımız, andımız; sevdamız olsun!
Biz bu şehre ne kadar sevdalıyız
Bir ağacın meyve veren dalıyız
Adil yüzlü gönüllerin diliyiz
Adımız, andımız; gönlümüz olsun!
Özümdeki feryat şehrin miladı
“Kalkınma” yeniden doğuşun adı!
550 bin insanın feryadı…
Andımız, ‘sessiz çığlığımız’ olsun!
‘Kalk’ kıyamda ol her zaman, her yerde
Kıyamete kadar, İş’te-seferde
Seferberliğimiz akılda, serde;
Huzurda, güvende, şükürde olsun!
Hakk’ın Esma’sından alır adını!
Sadece Hakk bilsin der imdadını!
Alın teri, helal lokma tadını;
Hep birlikte bilenler saf saf olsun!
CEMİYET DÖKÜLDÜ
İnsan, ‘âlemde bir sırdır’ sırrı döküldü!
Haya ve iffet kalkınca, âdem döküldü
Yerine bir garip yaratık çıktı da;
Yandı, yıkıldı cemiyet; tel tel döküldü!
PERTEK KÖPRÜSÜ
Harput’tan dalar gözlerim Pertek’e
Derin vadilerde sular yükselmiş
Gönülden dolar gözlerim Pertek’e
Pertek ’linin, “ahı arşa yükselmiş”
Yol verin der, ‘geçeyim karşı yakaya’
Köprüdür, derdim gelmez şakaya
SEVGİ
Sevgi güneş gibi adil olursa
Hakikat, vuslat yolunu bulursa
İşte ordadır, titreyen yüreğim!
İlk ışıkları kapımı çalarsa,
Sevgiye açılan yollar ordadır
SICAĞI ÇEKİLMİŞ
Hüzün mü çökmüş suya, dala, güle
Sıcağı çekilmiş yüze gülmüyor
Güneşin ahengi düşmüyor yola
Buz tutar yüreğim yaza gelmiyor
ISSIZ GCELER
Issız gecelerde heceler dilim
Dilim, dilim doğrar kalbimi sevdan!
Her düğümü gözyaşı döker kilim
Kilim dokur geceler, sükûtu neyden!
OKUNUR
Buğday başağında hüzün dokunur!
Kalbime hikmetli sözün dokunur
Dünya çelengi, yeşilden sarıya;
Sanki ruhumdaki âlem okunur!
KALBE ZİMMET
Sükûtum, ben de içimde muhabbet
Allah dostundan beklerim bir himmet
Sükûtun çığlığı ilham kaynağı;
Dilden süzülen her söz kalbe zimmet!
KİM DEMİŞ
Kim demiş Gazze’nin uzağındayım!
Maddi ve manevi azığındayım
Tuzak kuranların, tuzağındayım!
Kan ve gözyaşı boğacak zalimi
Yakındır Türk’ün mücerret talimi
DUA
Dua, gözyaşı döker, ağlar fani
İnsana güven veren çağlar hani?
Dokunur feryadın arş-ı âlâya
Rahmetiyle âlemi bağlar kâni
ŞÜKÜR MEVLAYA
Hangi nazarla bakarsan semaya
Şah damarından daha yakın Rabbim!
Vuslat yolcusu ilahi davette;
Şükür Mevla’ya gider hesabım