SEVGİ DİLİ BİZİM ASLİ DİLİMİZ
Bedrettin KELEŞTİMUR
Sevgi dili bizim asli dilimiz
Bu dille yazılmıştır tarihimiz
Bu dille söylenmiştir, musikimiz
İrfan ocaklarıyla bezenmiştir;
Vatanımın her köşesi ilimiz,
Evladır, sanatkârane halimiz
Ta, Malazgirt’ten başlar imarımız
Dokuz asrın nakışı kimliğimiz…
Asrı Saadet özlemi Ahilik,
Ruhunda saklıdır ahvalimiz…
Her iki cihanda ibadetimiz;
Huzur içerisinde seferimiz
Çalışmak yegâne marifetimiz
Âleme ders verir hünerimiz
Sevgi dili, gönül dili mazimiz
O şanlı mazidedir hasretimiz
Hasret dolu bakışlarda harsımız
Gelin gönüller, ufuk, gaye, fikir
Birleşelim, mutlak güzellik, zikir
Seksen milyonu bir yürek bilelim;
Bir yürekte görmeyelim, şu hakir,
Şu şöyle böyle, okumayalım, kir…
Kirden pastan uzak ‘yeni bir dünya’
Niyetle ameli birleşen yolda gör…
Hayatın kendisini, ‘edeple yor…’
Sağduyu pınarı coşkun sesimiz
“Edep Yahu!” sözünde eserimiz
O şehadete yürür neferimiz
Mutlak gayede saklı zaferimiz…
“Sevgi Dili, bizim asli dilimiz…”
O dilde, tebessüm eder yüzümüz
Ahmet Yesevidendir, hikmetimiz
Bedri söyle nezaketle dilimiz;
Sözümüzü ikrar eder kalbimiz
Sevgi, ecdadın fütüvvet dilidir
O dilde yeşerir bütün gönüller
Sevgi, hasretin hidayet dilidir
O dilde, hayat bulur bütün kalpler
Sevgi, muhabbetin şefkat dilidir
O dilde, sülhun bayrağı dalgalı
Sevgi, insanı yaşatan dilidir
O dilde, Yunus’un gizemli yolu…
Sevgi, âşıkların vuslat dilidir
O dilde, çileye tebessüm eder…
Sevgi, bil ki; ‘ab-ı hayat’ dilidir
O dilde, sabrın şükre varan hali…
Sevgi, Kamil insanların dilidir
O dilde, nefsin esareti başlar…
HARPUT’U YAŞAMAK
Kurşunlu cami önünde bir çınar
Tarihten nice yaprağa al olur
Ötelere akıp giden bir pınar
Yunus gibi dervişlere kal olur
Anadolu toprağı Türk'e vatan
Bağrında cennet, gazi-eren yatan
Şahadettir, nur üstüne nur katan
Türbe, imaret insana hâl olur.
Kartal yuvası, bir peri masalı
Ulu Cami, Sarayhatun tasalı
Camiden içeri adım basalı,
Duvarlar, sütunlar söze lâl olur.
Yesevi dergâhından göç eylemiş
Nice zaman mekân kurup söylemiş
Başını vermeyen şehit böylemiş
Harput, şanıyla tarihe mal olmuş.
Kayabaşı, bütün sırlar sendedir
Kılıç çalıp tepen, Belek sendedir
Her dem dolup taşan öfke sendedir
Toprağın nabzında atan nal olur
Bir maya dilden dile söylenir
Şair Hayri'deki efkâr küllenir
Hoyratlar, 'buz olup..' cana tüllenir
Zaman içre, mevsim mevsim çal olur
Fırat ötelere yoldur, çağrıdır
Kerkük nice zaman oldu ayrıdır
Maniler hoyratlar içten ağrıdır
Bu belde, devran döner sal olur.
Sözümüz, dünden bugünü kavrayış
Memişoğlu, Sunguroğlu arayış
Adım adımda Harput'u tarayış
Şu fani toprak, maziye şal olur.