YANSIN ŞAMDANLAR
Yansın şamdanlar, yansın dört yana
Gün doğumunda sıcaklık,
Günbatımında serinlik,
İçimizdeki esinti,
Ufka düşer kızartısı
Çizilir, alımlı nazar…
Güneşin doğuşu ve de…
Uzanır bahtım, sabır yayı…
Gölgelere düşer tavrım;
Ben kıyamda, gölgem secde de,
Sessiz bir teşbihin ruh halinde
İnleyen ben miyim, gölgelerim mi?
Uzanır semaya ellerim,
Dillerim kanatlanır
Tevbe dolu hıçkırıklar…
Gözyaşına boğulur, Temmuz sıcağı
Dinle gök gürültüsünü (Ra’d Suresi)
Yıldırımların akışını…
Kâinat titrer, teşbih ederken!
Gören gözlerde mahzun yakarışlar
Çığlığım, uyanışa
Günahlarımı siler mi gözyaşı?
Şüphelerden korkularıma kaçarım
Korkular, acılarıma gem vurur
Dert kervanı yürür
Hayallerimi kasıp kavurur
Niyetim, amelime ayna…
Kaynar içimde kâinat;
Dünya tarlası, vebalim
Vebalimi omuzlar gezerim
Bir ömrü gözyaşında süzerim
Şairin imlasında gözyaşı…
DOKTOR SADIK AHMET’E
(Akrostiş Şiir)
Sadakat nedir? Ahmet’ime sorun
Adalet, hukuk istedi, Türk için
Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe
Istırabında, kanayan yaranın!
Kalbinde hasreti, Türk Yurdunun
Alnı açık, adımları hak için
Hürriyet, insanı yaşatan ruh da…
Memleket isterim, gözleri aydın
Erdemli yolda yürürken de rahat
Ta ki, kahramanlar şahadet eder.
BASIN BAYRAMI
Kalem fikri hür, vicdanların sesi
Zıtlar içinde ahenk ifadesi
İnsanla anılır, hürriyet kalesi
Devlet olmaya, millet olmaya hey!
Fazilet mücadelesinde, Basın
Ülkemde, erdemli insan yaşasın
HAYATIN HER ANI
Hayatın her anını ibadet bil
Güzel hasleti kendine adet bil
İhlasla bak, kâinat sarayına;
Her zor anını Rabbinden medet bil
Huzura doğan günü saadet bil
İyilik ile ihsanı Cevdet bil
Gök kubbeni kandillerle donatmış;
Her kıyamda miracını avdet bil
ANADOLU’M
Anadolu’m şefkat dilim, dost dilim
Sakarya ecdadın şahadet dili
Destanlar, masallar, efsanelerle;
Yüreğimin çağrısı, Yunus Dili
Taptuk, Hacı Bektaş, Ahi Evranla;
İl tutmuş, yurt tutmuş gaziler;
Gazi Erenler, Alplar, Alperenler
Manevi harcında, vatanın dili
DAĞLARI AŞMAK
Bugün, dünden daha iyi olmalı
Düne özlem, sıla-i rahim için
Yarına emin yürekler olmalı,
Yüreklerle dağları aşmak için
SEHER VAKTİ
Seher vakti uyanık, daha diri
Esen seher yeli, bir dua gibi
Her yer karanlık, sükûtun alevi
Ellerle yüzler semaya açılmış
Rahmet kapısına gözyaşı döker
Vuslat Köprüsünde çığlık çığlığa
Bin ah çekeriz derinden derine
Kader ağına attığı zamandan
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR
Güneş doğudan doğar, doğuda sır
Kâinat, batıdan doğuya doğru döner
Uygarlığı yaşayan nice asır
Tevhit dilinin ışıkları yanar
O ışıklarda, nur üstüne nur yağar
Üç kıtanın birleştiği yerdeyiz
Bu yerler, tarihin doğduğu yerler
BAYRAM GÜNEŞİNİ
Bağrıma bastım bayram güneşini
Hasretle yudumlarım sevincini
Bugünlerde barışın güvercini
Uçurtmalıyım söz muhabbetinde
Bir ömre bedel bayram sabahını
Çocuksu duygularla sevincini
Yaşamak isterim her gün doğuşunda…
İZ OLSUN
Bir söz söyle, akıllarda iz olsun
İz olsun ki, yolunda yürüsünler
Kutlu günler baharımız, yaz olsun
Işık veren civanlar yürüsünler
HUZUR İSMİYLE
“Huzur” ismiyle çağrılmak isterdim
“Gönül Kervanına” katılmak isterdim
Coğrafyam, ‘vatanlaşsın’ bütün derdim
Bin asrı, ‘halde yaşamak’ isterdim!