Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 25.12.2022 15:23

YUNUS GÖNÜLLÜ OZAN

Facebook Twitter Linked-in

YUNUS GÖNÜLLÜ OZAN

“Yunus Gönüllü Ozan Muharrem Kubat…” iki ciltten oluşan güzel bir eser. Eserin yazarı Muş Alparslan Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tamilla Abbashanlı Aliyeva. Bizler Tamilla Aliyeva ’yı Nisan-2014 tarihinde Bahtiyar Vahapzade’nin anısına yapılan 11. Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarından tanıdık. Şiir Akşamlarının sunumunu rahmetli Dr. Ahmet Tevfik Ozan ile birlikte Tamilla Aliyeva yapmışlardı. Görkemli bir faaliyet olmuştu.

Prof. Dr. Tamilla Aliyeva Uzun yıllar Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (2009-2016) öğretim üyesi olarak görev yapıyorlar. 2016 yılından itibaren de, Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN)’da Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı olarak göreve başlıyorlar. 2018 yılından günümüze kadar MAUN İletişim Fakültesi Dekanlığını yapmaktalar. Tamilla Aliyeva’nın görev süresi içerisinde bilim alanında kültür, sanat ve edebiyatımıza büyük katkıları olduğunu görüyoruz.  Çalıştığı dönem içerisinde birçok kurum ve kuruluşlardan da, ‘başarı ve teşekkür ödülleri’ alıyorlar. 

Tamilla Aliyeva’nın şiir, sanat ve edebiyat dünyamıza kazandırdığı nitelikli bir eser olarak tanımlayabileceğimiz, “Yunus Gönüllü Ozan Muharrem Kubat” Anadolu insanının meşakkate karşı soylu sabrını, hayata sükûtla direnişini, inancını, azmini, iradesini, ‘vakıf insan zihniyetini’ bir olma/ birlikte olma şuurunu bir nakış misali işliyorlar. 

Bu eser bizleri kâh Azerbaycan’a, Azerbaycan edebiyatının münevver dünyasına götürdü. Kâh Türkiye’nin birçok dinamiklerini toplayan her bakımdan potansiyel şehri Eskişehir İlimizin Kültür, Sanat ve Edebiyat Dünyası ile buluşturdu. 

Bizim en fazla vurgusunu yaptığımız, “bir millet iki devlet…” vurgusu çok önemlidir. Azerbaycan, Uluğ Türkistan’ın Anadolu’ya açılan münevver bir penceresidir. Kafkaslarda aynı tarihi, kaderi, sevinci, acıları paylaşan, “bir millet iki devletiz…”  Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hoca, “Şiir olmasa dünya çöl olurdu” diyorlar. Bizlerde, Sadık Hocamıza ithaf olarak; “hikmet yıkamasa gök kül olurdu/ Şiir aşktan doğar ruhu yüceltir/ Aşktan uzaklaşsa arz zül olurdu” diyoruz.

Mesela, Fuzuli’nin bildiğimiz kadarıyla on bir eseri Harput Musikisinde icra edilir. Stalin’in zulmünden kaçan Elmas Yıldırım, Elâzığ Şehrinin muhtelif İlçelerinde Nahiye Müdürlüğü ve Öğretmenlik yapacaklar. Elmas Yıldırım, Elâzığ Şehrinde, ‘sanatıyla, edebiyatıyla, halk bilimine olan birikimiyle ve kazanımlarıyla sevilecektir.’ Elmas Yıldırım doğumunun 100. Yılında Bakü’de, en üst düzeyde katılımla anılacaktır.

Ahmet Cevat’ın, “Ben çiğnenen bir ülkenin Hak bağıran sesiyim” sözleri ile Mehmet Emin Yurdakul’un, “Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum!”  o yürek dolu sedasında aynı şuuru, aynı hisleri birlikte yaşarsınız. 

Elmas Yıldırım’a ithaf ettiğimiz bir şiirde; “Gala’dan Gala’ya köprü kurmuşum/ Her iki Gala; yüreğim, can evim/ Vatan sevgisi, imanım demişim/ Tutuşturur tüm cihanı alevim”

Son bir asrı her bakımdan iyi okumalıyız. Çanakkale’de ve özellikle de, Kafkaslarda tarihi birlikte yazdık. Birlikte hüzünlendik, birlikte sevindik. Tarihin en zor ve en çetin coğrafyası… Böyle bir coğrafyada, son otuz yıl içerisinde birlikte çok güzel işler yapmışız. Başarılara da birlikte imza atmışız.

“Yunus Gönüllü Ozan Muharrem Kubat” eseri; Azerbaycan ile Türkiye arasındaki edebi köprünün/ inkişafın, tarihe de şerh düşebileceğimiz değerlendirilmesidir. Eserin girişinde hemen bir fotoğraf, Muharrem Kubat’ın annesi, “Selbi Ananın fotoğrafıdır!” 

O fotoğrafta sizler, Anadolu kadınının şefkat dolu, vatan aşkıyla çarpan, toprağın o latif kokusunu hissedecek/ onu yaşayacak, fedakâr ve de safiyane yürekleri göreceksiniz!

Bir Azerbaycan şarkısından; “Anam evi, kuş evi,/ Çatısı kamış evi/ Orda Selbi annem yok/, O da bir tanış evi…”

Şairimiz Muharrem Kubat’ın hayat hikâyesi o kadar güzel anlatılmış ki, O hikâye de bizim ülkemizin yaşanan gerçekleri çok güzel ifade edilmiş. Birinci Cihan Harbini/ İstiklal Savaşını yaşayan bir ülke, büyük bir azim ve kararlılıkla tekrar milli bir ruhla, şuurla inşa ediliyordu. 1929 İktisadi buhranı ve akabinde 2. Cihan Harbi Türkiye’yi de etkileyecekti… 

Muharrem Kubat’ı bizler özgeçmişine, ‘eğitimci- şair- yazar olarak olarak…’ ilk ifadeleri düşüyoruz. Sn. Kubat’ta, “Köy Enstitüsü çıkışlıdır” Köy Enstitüleri, o dönem içerisinde; “Türkiye’ye özgü olan bir eğitim projesi…” Bu projede, “Kırsal kesimlerin kalkınması…” hedefleniyor. Elâzığ Şehrinde de, Köy Enstitüsü mezunu tanıdığımız; hayat serüveninde başarılı isimler var. Destan Şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Elâzığ Eski Belediye Başkanı Şükrü Kacar vesaire… 

Her biri kendi alanlarında eser bırakan isimlerdir. Millete, hizmeti kendilerine şiar edinmişlerdir. 

Muharrem Kubat’ta bu enerjiyi, bu birikimi görüyoruz. İyi bir eğitimci, iyi bir idareci, iyi bir yazar, ortak akla önem veren iyi bir şahsiyet olarak karşımıza çıkıyorlar. 

Muharrem Kubat, kendi ismiyle anılan “Muharrem Kubat Kültür Evi’ni…” bir vakıf zihniyetiyle değerlendiriyor. Burada şunu ifade etmeliyim. Anadolu’da, ‘sohbet kültürü…’ Ahmet Yesevi’den günümüze kadar uzanan güzel bir gelenektir. Bu gelenek; Elâzığ’da ‘Kürsübaşı’ Urfa’da ‘Sıra Geceleri’ Diyarbakır’da ‘Velime’ Sivas ve Gümüşhane’de ‘Herfene’ Muş’ta ‘Divan’ Erzurum’da ‘Bar’ Gaziantep’te ‘Barak’ Kerkük’te ‘Çayhane’ olarak anılır.

Elâzığ Şehrinde, Şener Bulut’un kurucusu olduğu, MANAS YAYINEVİ’nde,  “Manas Şiir ve Musiki Sohbetleri” adı altında devam etmektedir. Bu programlar Elâzığ’da Ulusal Yayın Yapan Kanal Fırat Televizyonunda yayınlanmaktadır. 

Manas Yayınları, Azerbaycan’da “OZAN Yayınlarıyla…” bir protokol yapmışlar. Bu protokol çerçevesinde, Asif Rüstemli tarafından kaleme alınan “Cefer Cabbarlı Hayatı, Sanatı ve Mücadelesi” Manas Yayıncılık tarafından yayınlanacaktı. Elazığ’lı 41 şairden oluşan; “Elâzığ Çelengi” isimli eserde OZAN Yayınları tarafından okuyucu ile buluşturulacaktı.

Rahmetli Niyazi Yıldırım’ın Meydanlar şiirinden; 

“Yarabbi! Yürekliye ver meydanı;

Kalmasın şu âlemde şer meydanı…”

Yürekli çalışmalar her zaman için alkışlanır.

Bahtiyar Vahapzade;

“Keder düşüncedir, gam düşüncedir,

Gamın pençesinde düşünürüz biz.

Fikirler fikrimde gonca goncadır,

Meçhule bir yoldur her düşüncemiz.” 

Fuzuli, “Biz gam kervanının yolcularıyız…” derler. 

Mehmet Emin Yurdakul’un, 

“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet

Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir”

Tamilla Aliyeva eserinde bizleri, “bir millet yapan büyük idealin yürekli, vefalı şairlerin toprak kokan, vatan kokan, bayrak kokan nefeslerine taşıyor…” 

Sanat Dünyasını biraz da, yakından tanıyan ve onlarla haşır-neşir olan bir sade vatandaş olarak bu kıymetli eserin yazarını kutlarım. Bu eserlerin sayısı daha da artmalıdır, diyorum

Selam ve muhabbetle


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —