Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 22.01.2024 17:53

ZAN PEŞİNDE KOŞMAK

Facebook Twitter Linked-in

ZAN PEŞİNDE KOŞMAK

Bedrettin KELEŞTİMUR

Rahmetli Babam sakın ha evlatlarım üç şeyi yapmayınız derdi;

“Zannettim, Unuttum, Sonra…”

Saff Suresi 2.nci ayette şöyle buyrulur;

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?”

Saff Suresi 3.ncü ayette şöyle buyrulur;

“Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur!”

Önümüzde bir seçim var; “Mahalli İdareler Seçimi…”

Her ne şartta olursa, olsun; “dürüst, samimi, güvenilir olacağız!”

Hadis, “Münafığın alâmeti üçtür; konuştuğunda yalan söyler, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder, söz verdiği zaman sözünde durmaz!”

Dilinin söylediğini, kalbinin tasdik ettiği bir fıtrata sahip olmak!

Günümüzde, ‘zan peşinde koşanları…’ görüyoruz.

Söz yolunda, ‘unuttum…’ diyenleri!

Hele biraz daha bekle, ‘sonra…’ diyenleri!

“Zan…” başlıklı şiirimizde şöyle diyoruz;

“Zan, bazen kuruntu yığını

Zan, bazen kuşkular, şüpheler

Zan, bazen yalanın kendisi

Zan, bazen apaçık iftira

Zan, bazen fitne ve fesada kapı…”

Necm Suresi 28.nci, ayette şöyle buyrulur;

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur.

Onlar sadece zanna uyuyorlar.

Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.”

O halde zan, ‘kesin bilgiye dayanmayan şey!’

Vehim ve kuruntu, yanlış bilgi veya tahmin… Sanma, sezme, şüphe!

Zariyat Suresi 10.ncu ayette şöyle buyrulur;

“Kahrolsun (o fikir adına) tahminleri ileri sürenlere!”

Olacak şey mi?

Yalan ve yanlış bilgilerle, “değerlendirmelerde…” bulunmak!

Bütün bu yanlışlar, “bilgi kirlenmesine…” yol açabiliyor!

Yanlış kanaatler, “doğruymuş gibi” tanımlanabiliyor!

İnancımız, bütün bunları şiddetle reddediyor.

İnancımız,  “Bu dünyada gözü kör olanın, Ahirette de gözü kör olacak”

İkilik batağına düşenin, elbette hesabı zor olacak!

Bizlerin günümüzde en fazla tedirgin olduğu hususların başında, ‘bilgi kirliliği’ gelmektedir.

Asrımızın asıl vebası olarak da görebiliriz.

Hucurat Suresi 6. Ayette şöyle buyrulur;

,“Ey iman edenler! Eğer size bir fasık bir haber getirirse, onu araştırın (doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin). Değilse bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz” 

Düşünelim, 21. Asırda/ iletişim asrında,  zan ile hareket edelim. Olacak şey mi?

Nisa Suresi 157.nci ayette de şöyle buyrulur, “O hususta bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar.” 

İşte görüleceği üzere, “akla, fikre, zihne ziyan/ veya zarar verenler!” bunlardır.

Zanna uyanlar, “saçmalar” ve “yalan” söylerler!

Zanna uyanlar, “iftiranın…” bayrağını taşıyabilirler!

Zanna uyanlar, “bilgiden mahrum…” kanaatler beslerler!

Zanna uyanlar, “kötü çığırlar…” açanlardır!

Hele şu siyaset döneminde, o kadar çok günahkârız ki…

Öyle ki, sırf kazanmak için, ‘nefsimiz ve heveslerimizle…’ hareket ediyoruz.

Bu vesileyle de, insanımız hakkında, bilerek veya bilmeyerek, “zan ”da bulunuyoruz!

İsteyerek veya istemeyerek de, “kul hakkına…” giriyoruz!

Bilgi hiçbir zaman, “dedikodu…” değildir ve asla olamaz da!

“Dedikodu ile…” değerler tanımlanamaz!

Her hâlükârda, ‘samimi ve de dürüst olacağız’ 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —